Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    İNDİR CAYLAK Cuma, Ağustos 21
    • SAĞLIK
    • Program İndir
    • BİLGİ
    • OYUN İNDİR
    • bilim ve teknoloji
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Subscribe
    • Ana Sayfa
    • Haber
    • Sosyal medya
    • BİLGİ
    • İNDİR
      • OYUN İNDİR
      • Program İndir
    • DİZİ-FİLM
    • SAĞLIK
    • bilim ve teknoloji
    • HAKKIMIZDA
      • Telif Hakkı Bildirimi
      • Genel Hükümler
      • Çerez Kullanımı
      • Ön Bilgilendirme
      • KULLANICI/ÜYELİK SÖZLEŞMESİ
      • Gizlilik Politikası
      • Web Sitesi Sorumluluk Reddi
    İNDİR CAYLAK
    Home»indircaylak içerik»Devlet Üzerine
    indircaylak içerik

    Devlet Üzerine

    Abdulkadir TEPEBAŞIBy Abdulkadir TEPEBAŞI14 Ağustos 2026Updated:14 Ağustos 2026Yorum yapılmamış15 Mins Read8 Views
    Facebook Twitter Pinterest Telegram LinkedIn Tumblr Copy Link Email
    Follow Us
    Google News Flipboard
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email Copy Link

         Devletin hiç şüphesiz tek bir tanımı bulunmamaktadır. Zamana ve mekana göre insanlarda devletin çağrıştırdığı anlam değişmektedir. Devlet mefhumu uluslararası hukukçular ve hukuk felsefecileri için ayrı bir anlam, siyaset felsefecileri için ayrı bir anlam, sosyal bilimciler için ayrı bir anlam, siyasetçiler için ayrı bir anlam ifade etmektedir. Bu kavram kimi zaman siyasetle, kimi zaman da –özellikle 19. yüzyılda- hukukla özdeşleştirilebilen bir kavramdır. Öyle ki siyaset denince akla devlet ve iktidar, devlet denince de akla siyaset ve hukuk gelebilmektedir. Devlet kelimesi farklı dillerde farklı etimolojik kökenlere, dolayısıyla farklı algılanma biçimlerine de sahiptir.

       Bir kavramın etimolojik kökenlerine bakmak o kavramla ilgili bir şeyler öğrenebilmek için iyi bir aşama niteliğindedir. Devlet kelimesinin etimolojik kökenine bakılacak olursa devlet kelimesi Arapçada “devle” kelimesinden alınıp Türkçe lügata katılmış olan ve “Tedavül eden” anlamına gelen bir kavramdır (Gözler, 2017, s. 5.). Tedavül kavramı ise elden ele değişimi, el değiştirmeyi, dolaşımı, dönüşümü, çevirimi, değişimi, devir ve döngüyü ifade etmektedir. Örnek verilecek olursa bir kalemin tedavülden kaldırılması o kalemin takasının, alışverişinin, elden ele değişiminin, el değiştirmesinin, piyasadaki dolaşımının artık yasaklanması anlamına gelebilmektedir. Ali Fuat Başgil’e göre devlet, “tıpkı bir altın top gibi, elden ele geçen ve en kuvvetlinin zapt ve inhisarına giren ikbal, nüfuz ve iktidardır.” (Başgil, 1960, s. 126.). Devlet kelimesinin kullanıldığı toplumlarda Ali Fuat Başgil’in devlet tanımlamasından yola çıkılacak olursa devletin, kamu hizmetini yürütmekten başka bir anlama gelmediğini toplum bilmemekte, devlete nail olmanın kuralları varsa bile bu kurallar da bilinmemekte veya umursanmamakta, dolayısıyla “talih kuşu”, “devlet kuşu” tesadüfi bir şekilde birinden başka birine konmakta, bu sayede iktidar el değiştirmektedir (Gözler, 2017, s. 7.).

        Devlet kelimesinin başka dillerde de birtakım karşılıkları bulunmaktadır. Kimi Batı dillerinde “State”, “Staat” olarak kullanılan bu kavram içerisindeki –st eki o kavrama sabitlik, durağanlık anlamı katmaktadır (Gözler, 2017, s. 6.). Bu durum “constitution (anayasa)”, “stadium (stadyum”, “stability (istikrar)” gibi kavramlarda da görünmekte, “-st” ibaresi bu kavramlara müesseslik, yerleşiklik, kurulu olma anlamlarını kazandırmaktadır. Burada oryantalist anlatının tam tersi görülmektedir. Nitekim kelime köklerine göre devlet kelimesinin algılanışına bakılacak olursa durağanlık Batı’da, dinamizm ise Doğu’da bulunmaktadır. Tabi durağanlık kavramı bir düzen ve yerleşiklik anlamında, dinamizm ise istikrarsızlık, iktidarda ani el değiştirme durumları gibi okunursa Oryantalist anlatının “Doğu” kavramına yüklediği keyfiyet, tarihsizlik, medeniyetsizlik, kültürsüzlük olarak da değerlendirilebilir. Nitekim Ali Fuat Başgil’in devlet tanımında da kuralsız, tesadüfi, keyfi bir şekilde iktidar değişikliği görünmekte, müesses nizamın, yerleşikliğin sağlanamadığı kastedilmektedir.

       State kavramı devletten başka anlamlara da gelmektedir. Durum, eyalet gibi kavramlar da state kelimesinin karşılıklarıdır. State kelimesi bir fiil olarak da kullanılabilmekte ve türetilebilmektedir. Fiil olarak kullanıldığında belirtmek, statement olarak türetildiğinde beyan olarak tercüme edilebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında “state” kavramının aslında bir şeyleri bilmek, beyan yolu ile sınırlarını çizmek, o şeyi yerleşik hale getirmek, belirlemek veya tanımlamak gibi özelliklerinin olduğu söylenebilir.

        Devlet kavramının Bulgaristan’daki karşılığı “Dırjava” olup bu durum Boşnakça, Sırpça, Slovence, Hırvatça ve Makedonca gibi dillerde de benzer şekillerde kullanılmaktadır. Bu kavram ülke ve mülk kavramlarına karşılık gelebilmektedir. Devlet bu dillerde sahip olunan, üzerinde hakimiyet kurulan şeydir. Dolayısıyla sahip olmak, üzerinde hakimiyet kurmak için verilen mücadeleler de meşrudur (Gözler, 2017, s. 43.).

       Devlet kavramının Rusçadaki karşılığı ise “Gosudartsvo”dur. Bu kavram “Gospodar” kelimesinden türemektedir. Gospodar kavramı bey kelimesi olarak tercüme edilebilir. Gosudartsvo ise bu durumda beylik anlamına gelmektedir. Bu örnekte bey ve devlet özdeşleşmiştir. Bey ne kadar güçlü ise beylik ve dolayısıyla devlet de o kadar güçlü olarak algılanmaktadır (Gözler, 2017, s. 43-44). Hükümdar, iktidarın vücut bulmuş halidir ve tüm güçler omda toplanmaktadır. Toplum bu durumda pasif bir özne olarak yukarıdan aşağıya, tepeden inme modellerle inşa edilebilir ve yöneticinin mutlak ve keyfi yönetimi esastır.

      Antik Yunan’da “polis” ifadesi şehir, yurt ve devlet anlamına gelmektedir. Bu kavram aynı zamanda politika kelimesinin kökünü oluşturmaktadır. Politika, Aristoteles gibi yazarlar için polisin idari işleri anlamına gelmektedir. Kemal Gözler için de devlet kamu hizmetlerinin yürütüldüğü yerden ibarettir (Gözler, 2017, s. 7.). Antik Yunan’da polis politikanın kökeni olduğuna ve politika, polisin idari işleri olarak görüldüğüne göre siyaset ve devlet kavramları bu noktada içi içe geçmekte, bir bakıma özdeşleşmektedir.

      Devlet kavramının farklı dillerdeki etimolojik kökenlerine bakıldığında oryantalist bir analiz yapılabilmektedir. Ancak devlet kavramının sosyal bilimciler, siyaset felsefecileri ve uluslararası hukukçular için de birtakım anlamları bulunmaktadır.

      Toplum Sözleşmecileri olarak bilinen Thomas Hobbes, John Locke ve Jean Jacques Rousseau aynı olmasa da doğa durumu denilen devlet öncesi durumla ilgili tahayyüllere sahiplerdir. Thomas Hobbes için doğa durumu herkesin herkesle savaşıdır. İnsan insanın kurdudur. İnsan özü itibariyle kötücüldür. John Locke için ise esas mesele insanın özünden ziyade insanları bir arada tutacak ortak kuralların yokluğudur. İnsanlar için bu kural ve üst otorite yokluğu beraberinde öngörülemez, belirsizliklerle dolu, acımasız, kısa vadeli, insanların dürtüleriyle hareket ettiği, deyimi yerindeyse yaşamaya değmeyecek bir hayat sunmaktadır. Jean Jacques Rousseau ise mülkiyet ve egemenlik ilişkilerine değinmiş ve modern insanı bir yerleri çitlerle kaplayan ve çitlerle kapladığı alanın mülkiyetinin sahibi olduğu konusunda diğer insanları ikna eden kişidir. Mülkiyet, eşitlik, egemenlik, cumhuriyet, genel irade gibi fikirler modern devlet anlayışına yansımıştır. Thomas Hobbes ve Machiavelli gibi isimler kendi dönemlerinin şartlarına da bağlı olarak iktidarın bir yerde toplanmasını savunurken John Locke gibi isimler parlamenter demokrasiyi, yumuşak güçler ayrılığını savunmuşlardır. Bu isimler modern siyasal düşüncelerin ve modern devlet anlatısının, devlet algısının mimarları olmuşlardır.

       Max Weber’e göre devlet “meşru şiddet tekeli” olarak tanımlanabilir. Devletler nüfuslarına nüfuz eder, insanlara istemedikleri şeyleri yaptırabilir ve insanların her istediğini yapmasına engel olabilir. Bu noktada devlet güce, iktidara, otoriteye sahiptir ve bunlar da meşrudur. Ayrıca devletin diğer aktörleri, nüfusu, bunlar arasındaki ilişkileri, şiddeti kontrol etmesi, bunların sınırlarını çizmesi gerekli görülmüştür. Devlet bu noktada tekel oluşturmaktadır. Modern devlet bu tekelin kurumsallaştığı, sınırlarının belli olduğu noktadadır. Modern devlet Hobbes, Jean Bodine ve Machiavelli’deki örneklere nazaran mutlak egemenliğin bir prenste, bir “leviathan” da toplanmadığı, gücün dağılarak kurumsallaştığı, yerleşikleştiği ve sınırlandırılarak meşrulaştığı, ancak bu sınırlandırılmanın aslında devletin gücünde zayıflama anlamına gelmediği bir devlet modeli olarak düşünülebilir. Devlet kelimesinin Batı dillerindeki karşılığının “state”, “staat” gibi kavramlar olduğu önceki paragraflarda belirtilmişti. Bu ifadenin benzerine, devlet kavramının terim olarak kullanımına da Machiavelli’de rastlanır ve Machiavelli devlet için statuo (ayakta duran,  heykel) ifadesini kullanmıştır. Jean Jacques Rousseau için devlet, genel iradenin yansımasıdır. Hegel için devlet, tarihin yeryüzündeki ihtişamlı yürüyüşüdür. İnsanlığın ve diyalektik ile ilerleyen tarihin gelebileceği en ileri noktadır. Bu fikir tarihin sonu tezine ve ilerlemeci tarih anlayışına benzemektedir. Lewis Henry Morgan için de devlet, ilerlemenin en son noktasıdır. Engels’e göre devlet bir gün yalnızca nostaljik bir enstrüman olarak anılacaktır. Nietzsche için mesele devletten ziyade iktidar ve güç istencidir. Kanuni Sultan Süleyman ise “Halk içerisinde muteber bir şey yok devlet gibi” derken sadece form olarak devleti değil aynı zamanda güç istencini de kast etmiştir. 

         Başka birtakım yazarlara bakılacak olursa Charles Tilly için devlet savaş yapandır. Carl Schmitt için ise devlet, istisna halini belirleyendir, istisnaları kalıcılaştırandır ve kabileler konfederasyonu olarak da görülebilir.

         Devletin uluslararası hukuktaki tanımı ise 1933 yılında Uruguay’ın başkentinde imzalanan Devletin Hak ve Görevlerine İlişkin Montevideo Sözleşmesi’nde belirlenmiştir. Bu sözleşmeye göre devlet sabit bir ülkeye, nüfusa, ülke sınırları içerisindeki nüfusa hükmedecek tek bir hükümete ve diğer devletlerle bağımsız ilişki kurma kapasitesine sahip olan şeydir.

         Antropoloji alanında Elman Service, Morton Fried, Henri Claessen ve Peter Skalnik gibi antropologların yaklaşımlarına göre devletten önce de siyasi teşekküller vardı. Bunlar sırasıyla takım, kabile ve şeflik olarak adlandırılabilir. En sonunda ise şeflikten ilkel devlete geçilmiştir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla devlet de her zaman aynı modelde değildir ve kendi içerisinde ilkel  ilksel (erken) ve modern olmak üzere 3’e ayrılır. Antropologlar insanlık tarihinin %99.8’i gibi bir süreç içerisinde devletin olmadığını düşünmektedir. Devletle ilgili olarak yapılan tartışmalardan birisi devletin zorunlu olup olmadığı üzerinedir. İnsanlık tarihinin %99.8’inde devletin olmadığı düşünülürse devlet zorunlu olmayabilir. Ancak devlet, diğer siyasi teşekküllerden ayrı kabul edilir. Devletten önceki siyasi teşekküller “doğaçlama” olarak kabul edilirken devlet ise “akıllı siyasi teşekkül” olarak kabul edilir. Devletlerden evvel 600000 siyasi otonomi varken günümüzde 200 siyasi otonomi bulunduğu iddia edilmektedir. Devleti akıllı yapan, diğer siyasi teşekküllerden ve devlet öncesi örgütlenmelerden ayıran şeyler devletin daha fazla nüfusu kontrol ediyor olması, sınıfların daha belirgin hale gelmesi, artı değerin belirginleşmesi, siyasi iktidar ve nüfus arasındaki ayrımın daha keskinleşmesi, şefliklerdeki yönetsel zorluk ve yetersizliklerin çözülmesi, eşitsizliğin artması ve tahakkümün düzenli hale gelmesi gibi özelliklerdir. Bunlardan ötürü de devlet diğer teşekküllerden daha gelişmiş kabul edilmektedir ve şeflikten devlete geçiş kaçınılmaz olarak görülmektedir. Bu da determinist bir yaklaşımdır. Öte yandan Nuerler adlı yaklaşık 2 milyon nüfuslu ve Afrikalı bir topluluk hâla bulunduğu bölgede bir devlet kurmamış ve herhangi bir devlet çatısı altında toplanmamıştır. Ama bu determinist yaklaşıma göre bu insanlar da henüz devlet kuramamıştır ve ileride bir gün devlet çatısı altında toplanacaklardır. Ayrıca pratikte kimi devletlerde yerleşik hayat denince akla gelen tarımın bulunmaması, ayrıca kimi yerlerde sembolik iktidar olarak “saray”ın bulunmaması teori için ezberleri bozar niteliktedir. Ama yamyamlık ve akraba evliliğinin sık olmadığı, ölüme göre inşa edilmiş bir düzen varsa orada devlet de vardır.

    Hâla devlet halinde yaşamayan Nuarlar

          Liberalizm için devlet zorunlu kötülüktür. Devlet mümkün mertebe küçültülmelidir ve iktisat ile siyaset birbirinden bağımsız alanlar olarak kalmalı, devlet bu alana karışmamalıdır. Bu anlayışa göre toplum, insanların erdemlerinden kurulurken devlet, insanların kötü yanlarından, zayıflıklarından, korkularından ötürü kurulmuştur. Geleneksel otoritenin güçlü olduğu yerde devlet ideal, yüce, kutsal ve zorunlu olandır. Materyalizm için ise devlet bir araçtır. “Sol” için de devlet bir araçtır. Eşitsiz mücadelenin aktörler tarafından yürütüldüğü bir zemin veya alandır ve sınıflar üstü veya siyaset üstü bir varlık olarak veya siyaset ve sınıflar dışında kalan bir varlık olarak düşünülemez. İlk başta sosyalist aşamada devlet, varlığına devam eder ve işçi diktatörlüğü kurulur. Sonrasında ise komünist aşamaya geçilir ve bu aşamada devlet yıkılmış olur. Çünkü eşitsizlik ve tahakküm ilişkilerinin devam etmesi istenmez. Anarşizm ise devlet direkt kötülüktür.

         Devletin tanımının yapılmasının ardından modernitenin ne demek olduğu belirlenmelidir. Çünkü devletin mevcut modeli merkezileşmiş modern hukuk devletidir. Modernite kelimesinin kökünü modern, modern kavramının kökenini ise “modo” kavramından türeyen modernus kavramı oluşturmaktadır. Bu kavram eski ile yeni arasındaki kopuşu ifade etmek, insanı köleleştirdiği düşünülen geleneklerden ve dinin etkisinden kopuşu ifade etmek için  eski Pagan kültüründen Hıristiyanlığa geçen Roma’da kullanılmaya başlamış ve şu ana ait olan, çağdaş gibi kavramlara tercüme edilen bir kavramdır (Yaşar, 2011, s. 11.). Literatürde genel olarak modernite kavramı 17. yüzyıl siyasal düşünürleri, Aydınlanma felsefecileri, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi ile bir arada anılsa da kimileri de moderniteyi İngiliz Devrimi’ne, Westphalia Barışı’na, hatta Machiavelli’ye kadar götürebilmektedir. Modernite denince akla genel olarak iktidarın dünyevileşmesi, gerçekleşen olayların deney ve gözlem yoluyla açıklanması, “keyfi” iktidarın sınırlandırılması, mekanik beden ve mekanik doğa anlayışı, vatandaşlık, hukuk önünde eşitlik, hukukun üstünlüğü, yargılanma hakkı, rasyonalizm, ideolojiler, hesaplanabilirlik, bürokrasinin gelişimi, kentleşme, sanayileşme, temsiliyet, özgürlük gibi temalar gelmektedir.

    Modern devlet öncesi feodal devlet

         İktidarın dünyevileşmesinden kastedilen şey iktidarın ilaha dayandırılmaması, iktidarın meşruiyetinin kendinden menkul olmamasıdır. Ayrıca siyasal iktidarı parlamento ve anayasa ile sınırlama girişimleri, kurumsallaşma çabaları da unutulmamalıdır.  “Divine Rights”, “Zillullah-ı Fîl Arz” gibi kavramlar ile meşruiyet ilişkilendirilmeyecek, laisitenin sağlanması için temeller atılacaktır. Bu noktada nedensellik bağının, neden sonuç ilişkisinin aranması rasyonalizme, akılcılığa doğru geçişe ortam hazırlamaktadır. Ancak rasyonalizm, amaç ve araç arasındaki ilişkide verimliliğin maksimize edilmeye çalışılması sadece siyasal iktidarın meşruiyetinin sınırlarını çizmesi ile sınırlı kalmayıp gündelik hayata nüfuz etmiştir. Bunun yansımaları ise bürokrasinin gelişiminde, uzmanlaşma alanlarının ve mesleklerin çeşitlenmesinde, alanların içerisinden başka uzmanlaşma alanlarının çıkmasında, organizmacı toplum anlayışında, bilgi edinme ihtiyacında, matbaa kullanımının artışında, insan ve doğa arasındaki mücadelede görülebilmektedir. Modernite pozitivizm ile, modern hukuk devleti de ulus devlet ile bir arada yürümektedir.

        Pozitivizm, mekanik doğa ve mekanik insan anlayışları da modernitenin çıktıları arasında bulunmaktadır. İnsan ve doğa çözülemeyen kutsal varlıklar olmaktansa öğrenilebilen varlıklar olarak görülmüştür. İnsan bedeni ile ilgili bilgiler, hastalıklar öğrenilebilir ve öğretilebilir, doğada olup bitenler, hayvanlar arası ilişkiler, doğal afetler, bitkilerin özellikleri tespit edilebilir şeyler olarak görülmüştür. Tüm bunlara neden olan kurallar silsilesinin olduğu ve bu kurallar silsilesinin deney ve gözlemler yoluyla tespit edilebileceği, dolayısıyla insanların kendilerini doğaya karşı koruyabileceği, doğaya üstün gelebileceği, doğa üzerinde hakimiyet kurabileceği varsayılmıştır. Aynı zamanda insanların, toplumsal grupların kendi arasındaki ilişkilerin ve bu ilişkileri oluşturan kuralların da doğada olduğu gibi test edilebileceği varsayılmıştır. Bu da pozitivizmdir. “Bilmediğim herhangi bir şey benim rızam olmadan yaşıyordur” (McCarthy, 1985, 144) anlayışı da pozitivizm ve modernizmin uç noktası olarak kabul edilebilir. Tüm bu ilişkilerin araştırılması ihtiyacı ile öğrenilen verilerin işlenmesi İstatistik denilen alanın önünü açmış, gelişimine ortam hazırlamıştır. Nüfus sayımları, hastanelerin doğuşu, ulusal düzeyde sağlık hizmetlerinin oluşumu, sosyoloji bilim dalının kuruluşu, interpolün  ve modern istihbarat birimlerinin oluşumu bunların çıktıları arasındadır. Devlet de karmaşık ilişkilerin eşgüdümlü yürütüldüğü bir mekanizmaya benzetilmesi açısından mekanik bir devlet anlayışı da bulunabilir (Poggi, 2019, s. 119.).

    Feodal devlette hiyerarşi

         Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi modernite denince yine akla gelen ilk şeyler arasındadır. Eric Hobsbawm bunlara “Çifte Devrim” adını vermektedir. Sanayi Devrimi ile beraber düşük katma değerli tarımsal üretimden yüksek katma değerli sınai üretime geçiş için kentlerde nüfusa ihtiyaç duyulmuş, bu da kırdan kente göçlerde kentteki istihdamın kent için çekici faktör olmasına ortam hazırlamıştır. Bunula beraber tarım da sanayileşmeden nasibini almıştır. Doğal afetler karşısında verimliliği düşük ve maliyetli tarımsal üretim kırın itici faktörleri arasına girmiştir. Ayrıca erken sanayileşen devletler başka devletleri hammadde ve Pazar arayışı için uygun görmüş ve oraları kolonize etmiş, biz ve öteki ayrımı keskinleşmiş, Doğu ve Batı arasında düalizm kurulmuş ve Oryantalizm gelişmeye başlamıştır.

         Fransız Devrimi ile beraber ise kraliyet ordusu yerine ulusal ordu, vatandaş orduları, krala hizmet yerine ulusa ve devlete üstün hizmet madalyaları ön plana çıkmıştır. Fransız Devrimi ile beraber ulusal kimlik inşası da devletlerin merkezine yerleşmiş, ayrıca dini takvimlerin, ay ve gün adlarının yerini ulusu inşa eden ve daha dünyevi görülebilecek isimler almıştır. Bu noktada ulus, devleti değil devlet, ulusu inşa etmektedir ve ulusal kimliğin oluşumu konusunda kendisini diğerlerinden ayırt edecek unsurları belirlemeye ve bunları tebaa konumundan vatandaş konumuna gelen nüfusa benimsetmeye çalışmaktadır. Vatandaşlık, hem modernite öncesi ile moderniteyi ayıran, hem de Norberto Bobbio’nun araştırmalarında sağı ve solu ayıran eşitlik anlayışının bir yansımasıdır. Bu eşitlik ise hukuk önünde eşitlik düzeyindedir. Devlet ve birey arasındaki ilişkiler dikey iken hukuk önünde eşitlik ilkesine bağlı olarak vatandaşlar arası ilişkiler yataydır (Poggi, 2019, s. 116.). Pratiğe bakıldığında ise devlet insanların eşitsiz bir şekilde mücadele ettiği bir zemindir. Sınıflardan, insanlardan ve siyasetten azade değildir. Tarihi aşan bir “kurucu” da değildir. Kökleri semada görülen ve bir tarih üstü bir karizmaya sahip olan devlet kimilerine çiçeklerini ve meyvelerini verirken kimilerine ise acı ve zehirli meyveler de verebilmektedir (Argın, 2009, s. 84-85.). Dengeyi oluşturan 2 veya çok sayıda kutup birbiriyle eş güçte değildir. Dolayısıyla ne devlet pasiftir ne de insanlar. Ayrıca disiplin ve kamusal alanın düzenlenmesi, kontrolü modern devletin hukukun üstünlüğü ilkesi açısından önemsediği konular arasındadır. Bunlar da vatandaş kimliğinin inşasına katkıda bulunmaktadır.

         Moderniteyle beraber hak, özgürlük ve temsiliyet konuları da tartışılmaya başlamış, ulusal meclislerde önce sadece vergi verebilen, köle olmayan, mülk sahibi erkekler, ruhban sınıfı ve soylular bulunurken sonradan evvela kadro partileri parlamento içerisinde kurulmuş, bu sırada parlamento dışı temsil organları arasına sendikalar katılmış, 20. yüzyılın 2. yarısından itibaren ise parlamento dışında kurulan ideolojik kitle partileri hükümetlere geliş, kölelik kademe kademe kaldırılmış, bu sürece kadar ise kadın, azınlık ve çocuk haklarında gelişmeler yaşanmış, meclis içerisinde temsil edilenler çeşitlenmiştir. Demokrasi artık radikal görülen bir şeyden ziyade hegemonik bir rejim olmuştur. Ancak liberal demokrasilerin meşruiyeti bugün de 2 savaş arası dönemde olduğu gibi sorgulanmaktadır.

         Kısaca bakıldığında ani, keyfi ve ayni vergi yerine nakdi ve düzenli vergi toplamak, ulusal bir meclis ile tüm toplumun temsiliyetini sağlamak konusunda aşama kaydetmek, tebaa yerine vatandaşlık ve sivilite, savaştan savaşa askerlik yerine düzenli askerlik, kraliyet orduları yerine ulusal ordular, krala hizmet madalyaları yerine devlete üstün hizmet madalyaları, yönetmeden yönetmek yerine pozitivist bir anlayış benimseyerek, kılcallaşarak, vatandaş hakkında veri toplayarak, istatistik hazırlayarak, nüfus sayımı yaparak, merkezileşerek yönetmek, siyaseten katl yerine yargı yoluyla cezalandırmalar ve hapishanelerin doğuşu, şifacılar yoluyla sağlık hizmeti yerine devlet elinden sağlık hizmeti, dini eğitim ve cemaat eğitimi yerine, ulusal ve laik eğitim modern devletin alamet-i farıkalarındandır.

         Tüm bunlardan sonra içinde yaşadığımız dönem merkeze alınacak olursa devlet müdahale kapasitesi ile iştigaldir. Bu konuda devletin en somutlaştığı, idea olarak devlete en çok yaklaştığı hali pratikte modern, merkezileşmiş, laik, sosyal hukuk devletidir. Bu da 2. Dünya Savaşı ile 1980’ler arasındaki devletlere tekabül etmektedir. Sigorta, emeklilik, sosyal hak ve güvenceler, ilerlemeci vergilendirme sistemi, nüfusu artırmaya yönelik politikalar vb. genel olarak bu 2. Dünya Savaşı ile 1980’ler arasında kendini göstermiştir. Sermaye sınıfının taviz verdiği bir dönemde devlet kendisine rakip olabilecek en güçlü aktörden daha güçlü konumdadır. Çöplüğünde öten horoz gibidir. Kurumlar üstü kurum, meşru şiddet tekeli gibi özelliklerini 2. Dünya Savaşı ile 1980 arasında göstermiştir devlet. Devletin ekonomiye kamu yararı adına en çok müdahalede bulunduğu ve sermaye sınıfına taviz verdirdiği dönem kabaca 2. Dünya Savaşı ve 1980 arası süreçte yaşanmıştır.

    Kaynakça

    Gözler, K. (2017)“’Devlet’ Kelimesi Üzerine Bir Deneme”, Türkiye Günlüğü, Sayı 129, , s.5-9

    Gözler, K. (2017). Devlet Kelimesi Üzerine 2. Deneme, ‘Mülk’, ‘Dırjava’ ve ‘Gosudarstvo’ Kelimeleri Hakkında Bazı Düşünceler”, Türkiye Günlüğü, Sayı 130, , s.41-45. (http://www.anayasa.gen.tr/devlet-kelimesi-ikinci-deneme.pdf).

    MCCARTHY, Cormac, Blood  Meridian, Pdf corner, 1 Baskı, 1985.

    Poggi, G. (2019). Modern Devletin Gelişimi Sosyolojik Bir Yaklaşım, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

    #devlet #tarih
    Follow on Google News Follow on Flipboard
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Telegram Email Copy Link
    Abdulkadir TEPEBAŞI
    • Website

    Related Posts

    By Şeyda AKSOY18 Ağustos 2026

    SADECE İLLÜZYON

    18 Ağustos 2026
    By Ece ERGÜN18 Ağustos 2026

    Gelecek Korkusu Ve Dijital Dünyanın Hızına Direnmek

    18 Ağustos 2026
    By Cansel TÜRKER15 Ağustos 2026

    Gotik Edebiyat Neden Hala Bizi Korkutuyor?

    15 Ağustos 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Popüler Yazılar
    Program İndir By YUNUS YALÇIN24 Haziran 20230 Views

    SCO: Photo & Video Editor APK son Sürüm Kilitleri açık full

    24 Haziran 20231 Min Read0 Views Program İndir

    VSCO (VSCO Cam) iOS, Android cihazlar için bir fotoğrafçılık mobil uygulamasıdır. Uygulama Joel Flory ve…

    Evde Beslenebilir 5 Kedi Türü- Evde Hangi Kedi Beslenir-Canlı bilgiler

    24 Haziran 2023

    EVDE BESLENEN KÖPEK CİNSLERİ – EVDE BESLEYE BİLECEĞİN 10 KÖPEK TÜRÜ- CANLI BİLGİLER

    28 Haziran 2023

    Uraz Kaygılaroğlu; Seni Seviyorum nesrin Nesrin’in gögüslerine para taktılar

    30 Haziran 2023
    Son yazılar

    MYT MÜZİK APK İNDİR-MYT MÜZİK PREMİUM APK İNDİR

    15 Haziran 20251.654 Views

    ŞARKI EVRENİ APK REKLASIZ İNDİR-ŞARKI EVRENI PREMİUM APK İNDİR-ŞARKI EVRENI MOD

    9 Temmuz 2023696 Views

    SOFİA COPPOLA FİLMLERİ

    14 Ocak 2026497 Views

    GTA TÜRK İNDİR GTA TÜRK NASIL KURULUR 2026

    15 Haziran 2025467 Views
    Takip et Haberdar ol
    • Twitter
    • Instagram
    • LinkedIn
    Yorumlar
    • GTA Türk İndirme ve Kurma (2026 Güncel) – GTA Vice City Türkçe Yamalı Son Sürüm Tek Link KURULUMSUZ için Berat
    • Okan Buruk’tan Flaş Transfer Mesajları: Icardi, Osimhen ve Davinson Sanchez’in Geleceği Ne Olacak? Okan Buruk’tan Bruno Fernandes ve Can Uzun İtirafı! için Şükrü
    • Belki de sanatın bize borçlu olduğu bir son yoktur. için Berkay
    • Sosyal Medya İşletmeler İçin Neden Önemli? için Berat
    • SOFİA COPPOLA FİLMLERİ için Nazlı KELEŞ
    Hakkımızda

    indirÇaylak.com, gönüllü yazar kadrosuyla teknoloji, gündem, oyun, yazılım ve internet dünyasına dair güncel, özgün ve faydalı içerikler sunmayı amaçlayan bir paylaşım platformudur. Amacımız; dijital dünyada merak edilen konuları anlaşılır ve sade bir dille anlatmak, okuyucularımıza güvenilir bilgi ve rehberlik sunmaktır.

    Sitemizde yer alan tüm içerikler, gönüllü yazarlarımız tarafından özenle hazırlanmakta ve sürekli güncellenmektedir. Yeni gelişmeleri takip eden dinamik ekibimiz, kullanıcıların ilgisini çekecek konularda kaliteli içerikler üretmeye devam etmektedir.

    indirÇaylak, teknolojiye ilgi duyan herkesin hem bilgi alabileceği hem de katkı sağlayabileceği samimi bir bilgi durağıdır.
    Reklam ve iş birliği için destek@indircaylak.com

    X (Twitter) Instagram LinkedIn

    Galatasaray’ın Yeni 10 Numarası: Aleksey Batrakov Kimdir, Nasıl Bir Oyuncu? Neden Batrakov? Galatasaray’ın Aradığı “Presçi 10 Numara” Profili ve İstatistikleri

    18 Ağustos 2026

    MYT MÜZİK APK İNDİR-MYT MÜZİK PREMİUM APK İNDİR

    15 Haziran 2025

    SADECE İLLÜZYON

    18 Ağustos 2026

    Gotik Edebiyat Neden Hala Bizi Korkutuyor?

    15 Ağustos 2026
    1 2 3 … 91 Next
    Haberler

    RÜYALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER- İNSANLAR NEDEN RÜYALARINDA UÇARLAR – BİLİM HABERLERİ

    15 Haziran 20252 Views

    SABAHLARI DİNÇ UYANMAK İÇİN YAPMAN GEREKEN 10 MADDE

    15 Haziran 20252 Views

    Şaşırtıcı etki: Bu yüzden her gün bir kaşık dolusu salça yemelisiniz

    15 Haziran 20252 Views
    X (Twitter) Instagram LinkedIn
    İndircaylak.com gönüllü kadrosu ile tüm yazılar kaynakça verilmeden kullanılması yasaktır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.