Filmin adının Roma olması her ne kadar izleyicilerde başlangıçta Roma İmparatorluğu veya İtalya ile ilgili bir tahayyül kurdursa da filmde aslında 1971 yılında Meksika’da geçen siyasi olaylarla beraber Meksika’nın toplumsal yapısı ve aile yapısı ile ilgili birtakım şeyler sunmaktadır. Özellikle kadınların hem kendi arasında, hem de erkeklerle olan ilişkileri gözler önüne serilmektedir.

A. Filmin Arka Planı, Filmin Ele Aldığı Dönem İçerisinde Dünyada Bağlam
Filme geçmeden evvel 1971 öncesinde Meksika’da ve Latin Amerika’da, hatta dünyada neler olduğuna bakmakta fayda vardır. 2. Dünya Savaşı sonrasında Soğuk Savaş ve bağımsızlık mücadeleleri, dekolonizasyon süreçleri başlamıştır. Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak gören ABD, Joe McCarthy’nin inisiyatifleri ile kendi ülke sınırları içerisinde “kızıl avı” başlatırken başka devletlerde ise darbeleri desteklemektedir. Bundan en çok nasibini alanlar ise Latin Amerika’da bulunan devletlerdir. Güney Amerika kıtasında bulunan birçok devlette demokratik olmayan rejimler başa geçmiştir. Bunlar siyasi parti, ordu veya tek adam rejimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Latin Amerikalı siyaset bilimciler bu rejimleri inceler ve karşılaştırırken de antidemokratik rejimleri başa geçen iktidarın ordu, siyasi parti ve tek adam olmasına bakmaktadır. ABD, Condor Planı/Operasyonu ile beraber Latin Amerika’da 1970’li yıllardan itibaren hükümetlerin askeri darbelerle karşı karşıya kalmasını desteklemiştir. Latin Amerika’nın bir parçası olan Meksika’nın ABD ile kesişen sınırı vardır. Yani ABD ile Meksika birbirinin komşusudur. Ayrıca Meksika’nın güçlü bir ordusu bulunmamaktadır. Onun yerine ABD’den destek almaktadır ve bu yeterli görülmektedir.

Meksika’da 1929’dan 2000’e kadar -en son almış olduğu isimle beraber- Partido Revolucionario Institucional (Kurumsal Devrimci Parti), yani kısaca PRI hükümettedir. 68 kuşağı olarak adlandırılan insanların öğrenci hareketleriyle beraber daha çok gayrimaddi taleplerinin olduğu dönemlerde Meksika’da Tlatelolco katliamı gerçekleşti. 12 Ekim 1968 tarihinde Meksika’nın başkenti Mexico’da Yaz Olimpiyatları gerçekleştirilecekti ve bu olimpiyatlara birçok devlet kendi sporcularını gönderecekti. Ayrıca yüzlerce insan da bu uluslararası etkinliği televizyondan veya canlı olarak izleyecekti. Meksika ise gelen yabancılara renkli ve güzel bir ortam sunmak istiyordu. Ancak Plaza de las Tres Culturas Meydanı’nda hükümete muhalif öğrenci hareketleri boy gösterdi ve bu hareket hükümetin ordu ve polisleri görevlendirmesinden sonar kanlı bir şekilde bastırıldı. Ayrıca 1000’den fazla insan da gözaltına alındı. Meksika’da Los Halcones isimli bir paramiliter grup hükümete yakın bir pozisyondaydı öğrenci hareketlerinin bastırılmasında da rol oynadı. Bu grup kırsal alanda oluşmuştu. Hükümet kırsal alanları geliştirmekten ziyade kırsal alanları kendisine paramiliter grupları destekleyerek muhalefeti bastırmak ve iktidarını sürdürmek için kullanıyordu. Filmde Fermin isimli karakter de bu bölgede bir uzmandan savaş eğitimi alıyordu.

Meksika’da 1968’den sonra da siyasi ve toplumsal meselelerin devam ettiği, öğrenci hareketlerinin paramiliter gruplar ve ordu aracıyla hükümet tarafından kanlı bir şekilde bastırıldığı filmde de görünmektedir. Yaralanan ve yardım bekleyen insanlar diğer insanlardan yardım alamayıp ölüme terk edilmektedir. İnsanlar kalabalıklar içerisinde yalnızlık çekmektedir. Şehir içerisinde, kamusal, eril alanda insanların yalnızlaştığı, tanımadığı kimseye güvenmediği, pasifize edildiği rahatlıkla görülebilmektedir. Ancak aile içerisinde, özel ve dişil olan o alanda insanların tanıdıkları insanlarla bir arada yaşadığı ve güvencesizlik sorununun bu alana giremediği de görünmektedir.

B. Cleo, Aşağılık Kompleksi ve Peter Pan Sendromu
Tüm bu olaylar seyircilere Cleo isimli kadın bir hizmetçinin gözünden anlatılmaktadır. Kadın hizmetçi geniş ve zengin bir aile için çalışmaktadır. Bu ailede anne, baba ve çocukların yanında büyükanne ve hayvanlar da bulunmakta ve bu aile bir arada yaşamaktadır. Filmin başlarında Cleo ailenin çocuklarından biriyle oynarken ölmek istediğini söyler. Bu durum oyun esnasında söylenebilen bir şaka olarak algılanabileceği gibi şakayla karışık bir gerçek olarak da algılanabilir. Aile içerisinde çocuklar dış dünyadaki problemlerden soyutlanmış bir şekilde yaşıyor ve problemleri anlamıyor. Dolayısıyla istediği her şeyin olabileceğine inanan veya yaptıkları hiçbir şeyin sorun oluşturacağını düşünmeyen çocuklar Hegel’in particular altruism (özel fedakarlık) dediği şeye sahip değil. Aksine saflar ve gölgelerine yenik düşme kapasiteleri var. Gölge kavramı Carl Gustav Jung’un işlediği bir kavramdır. Gölge, insanın her istediğini yapabildiğini hayal ettiği, yapabilmeyi istediği ve bunda herhangi bir sakınca görmediği formudur. Ne olursa olsun karşılıksız, sebepsiz, koşulsuz sevileceklerine inanan bu çocuklar ileride büyümekte zorlanacaktır.

Aile içerisinde özel fedakarlığı yapmakla yükümlü olanlar bu geleneksel otoriteli geniş aile içerisinde aile büyükleridir. Çocukları korumak, eğitmek, politik sosyalizasyonu sağlamak, çocuklara o toplumun veya topluluğun feda, sorumluluk alma, gibi geleneksel ve kültürel değer kodlarını aşılamak aile büyüklerine kalıyor. Bu paternalist muhafazakar, geleneksel geniş ailede çocuklar büyükleri olmadan herhangi bir şeyi öğrenemiyor ve sorumluluk alamıyor. Dolayısıyla olgunlaşamıyor. Öte yandan hizmetçi olduğu için ve aldığı para karşılığı istenilen her şeyi yapmakla kendini mükellef hisseden, kendini savunamayan, kendine ve emeğine yabancılaşan ve bunun pek de bilincinde olmayan Cleo da çocukların dediğini yapmakta ve çocuklara karışmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında Cleo, Hababam Sınıfı’nda gördüğümüz Hafize ana karakterine benzemektedir. Nitekim Hafize ana da hayattan soyutlanmış, özgüvensiz, büyüyemeyen öğrencilerin iyiliğini düşünerekten bu gençlerin yaptığı yanlışlara engel olmamakta ve bu gençlere yardım etmekteydi Can Aybalık, Hafize Ana Çocuklara Zarar Veriyordu, https://youtube.com/shorts/qyeQsY1r8O0?si=9h4_QJM1-InXfD-0, E.T. 10.07.2026). Ancak Mahmut hoca bu gençler için daha gerçekçi bir yol çizmekte ve bu çocukların yanlışlarını suratlarına vurmaktaydı. Öğrencilerin o okulda yaptıkları şeyleri yine bu öğrenciler eril ilan edilen kamusal alanda yapamazlardı. Eğer “Mahmut hoca” olmasaydı bu öğrencilerde “Peter Pan Sendromu” devam edebilirdi. Yani bu gençler aslında ölene kadar çocuk olarak kalabilirlerdi. Bu gençlerde deyimi yerindeyse Oidipus kompleksi devam edebilirdi. Yani Cleo’nun hizmetçilik yaptığı evdeki çocuklar gibi her zaman her koşulda sevileceklerine dair bir inançla beraber otoriteye, kamusal alana karşı bir kaygı veya nefret bu gençlerde yeşerebilirdi. Dolayısıyla topluma entegre olamaz, olgunlaşamaz ve dışarıdaki hayata uyum sağlayamazlardı.

Aşağılık kompleksine sahip olan Cleo kaderine razı bir hizmetçidir ve onu hayatta tutan şeyler yine aile kurma isteği ve çocuklar olabilir. Bu hizmetçi eskiden kırsal alanda yaşarken sonradan şehre göç ediyor. Şehre göçüp kalabalığın içerisinde yalnızlığı hisseden, dışarıya pek fazla açılamayan ve uyum sağlayamayan bu kadın, hizmet ettiği ailenin evinde dua ederek kurtuluşa ermeyi, bir şeyler yaparak kendine daha iyi bir hayat sağlamaya tercih etmektedir. Burada Latin Amerika’da yüzlerce yıldır büyük bir etkiye sahip olan Kilise kurumunun etkileri düşünülebilir.
C. Kesişimsellik
Filmde kadınların durumu da işlenmektedir. Hem Cleo, hem de aile içerisindeki anne, eşleri tarafından terk edilmiştir. Bunlara karşı da herhangi bir şey yapamamışlardır. Ancak Cleo’nun hizmetçi olarak çalıştığı evdeki anne ile Cleo arasında bir hiyerarşi var ve bu hiyerarşi içerisinde Cleo daha aşağıda. Anne hem eşi ondan ayrıldığında, hem de çocuklar bu çiftin ayrıldığını duyduğunda bu üzüntüsünü Cleo’yu azarlayarak yansıtabiliyor. Ancak aynı şeyi Cleo yapamaz. Cleo da hamileyken Fermin tarafından terk ediliyor ancak bunu kimseye yansıtmak gibi bir dürtüsü veya niyeti yok. Kadınlar arasında da ten rengine göre, köylü veya şehirli olmasına göre, işçi veya işveren olmasına göre, etnik kökenine göre, kimi zaman mensubu olduğu dine göre, bulundukları iktisadi koşullara ve iktisadi güçlerine göre bir hiyerarşik ilişki oluşabilmektedir. Bu hiyerarşik ilişkide de temsil edilmeyen, haklarını arayamayan, kendini savunamayanlar vardır. Aynı zamanda bu durumda olanlara karşı güç kullanabilen, diğer kadınlardan daha çok temsil edilen ve daha çok fırsata ve hakka sahip olan kadınlar da aynı şekilde bulunmaktadır. Bu durumu bazı feministler “intersectionality (kesişimsellik)” kavramıyla açıklamaktadır. Bir siyahi kadın ile beyaz tenli bir kadın, şehirli bir kadın ile köylü bir kadın, işveren bir kadın ile işçi bir kadın birbiri ile tamamen aynı sorunlarla karşılaşmamakta ve uğramış oldukları haksızlıklar, hak ihlalleri, saygısızlıklar aynı düzeyde değildir.
D. Meksika’da Köy ve Kent Farkı
Cleo’nun geldiği köye bakılacak olursa şehrin aksine imece usulü yardımlaşma kendini kriz anlarında gösteriyor. Şehirde çıkarlar çatışabilirken kırsal alanda toplu halde yaşayan insanların çıkarları uyuşmaya çatışmaktan daha yatkın. Ancak köyde de sorunlar var. Katı bir hiyerarşi bu çıkarların uyuşmasını sağlıyor olabilir. Ayrıca kırsal alanda yaşayan insanlar da dışarıdan gelenlere güvenmiyorlar. Özellikle latifundia ve encomiendanın devamı olarak hacienda dedikleri çiftliklere gelen şehirlileri görünce bir tane köylünün ek mermi istediği görülmektedir. Cleo’nun sevgilisi Fermin de kırsal alanda yaşıyor. Bu bölgede ise büyük bir su sorunu var. Fermin yaşadığı yerdeki sorunlardan ve kendi sorunlarından ötürü intihar etmek istemektense dövüş sanatları öğrenerek hayata tutunuyor. Ona ve onun gibi insanlara dövüş eğitimi veren şahıs ise hükümetin de desteklediği ünlü bir uzman. Fermin’in yaşadığı yerde su sorunlarının olduğunu bilen bir aday ise seçimlerde tek çözümün kendisinin seçilmesinden geçtiğini belirten pankartlar açmış. Bu durum da popülizme örnek olarak gösterilebilir.

E. Protestolar ve Los Halcones
Filmin son kısımlarına doğru ise Cleo’nun çocuk doğurmak üzere olduğu ancak kentte çıkan ve içerisinde yine Los Halcones’in de bulunduğu bir çatışma esnasında sevgilisi Fermin yüzünden korktuğu ve düşük yapmak üzere olduğu görülmektedir. Ancak kriz anlarında çözüm için geleneksel toplumlarda hatır-gönül ilişkileri, ahbap-çavuş ilişkileri, hemşeri ilişkileri, tanıdık ilişkileri, komşuluk ilişkileri gibi kurumsal ilişkilerin dışında kalan ilişkilere başvurulabilmektedir. Kontakt kurulacak bir tanıdık ile sorunlar çözülebilmekte, tüm liyakat, rekabet ve kurumsal işleyiş bir kenara atılabilmekte, öncelik kuralların uygulanması olmaktan çıkıp tanıdıklar için bu kurallardan taviz verilebilmektedir.

Filmin yine son kısımlarına bakılacak olursa eğer film bitmediği yönünde izlenim vermektedir. Çocuklar, anne ve Cleo büyükannelerinin evine gitmiş ve Cleo hizmetçiliğe devam etmiştir. Babasız kalan Çocukların ileride de büyüyüp büyüyemeyeceği cevapsız kalmıştır.
F. Sonuç
Sonuç olarak 2018’de Netflix üzerinden yayınlanan ve ödül alan bu film bir yandan Soğuk Savaş döneminde Meksika’da PRI (Kurumsal Devrimci Parti) iktidarının, üniversite öğrencilerinin, ABD’nin dünya üzerinde 1968 hareketleri yaşanırken bu hareketlere karşı ülke içerisindeki reaksiyonunu gösterirken diğer yandan tüm bu ortam içerisinde kadınların durumunu, Meksika’daki geniş ve geleneksel aile yapısının ortaya çıkardığı sorunları, kırsal ve kent ilişkisini ve farklarını, kadınların kendi arasındaki eşitsizliği, kırsal alandaki imece usulü dayanışmayı ve sömürgeci dönemden miras kalan eşitsizliği, kentlerde aileci toplumsal yapıya rağmen (belki de aileci toplumsal yapıdan dolayı) kalabalık içerisindeki yalnızlığı, Operacion Condor, Red Scare (Kızıl Avı), kontr-gerilla örgütlenmeleri ve paramiliter gruplar gibi şeylerin toplumsal hareketleri sindirmek, sosyal demokratik, sosyalist parti ve toplumsal iktidar gruplarını bastırmak için kullanıldığını göstermektedir. Aslında isteyerek veya istemeyerek birçok konuyu ele alan bu film aldığı
