Türkiye’de dijital dünyayı kökten değiştirecek olan 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi. Çocukların dijital ortamdaki güvenliğini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen bu yeni yasa, hem platformlara hem de ebeveynlere kritik sorumluluklar yüklüyor.
İşte milyonlarca kullanıcıyı ve aileyi yakından ilgilendiren yeni sosyal medya yasasının tüm detayları:
Yeni Yasada Neler Var? 15 Yaş Sınırı ve Kayıt Yasağı
Yasanın en dikkat çekici maddesi, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarına bireysel olarak kaydolmasının tamamen engellenmesidir. Bu düzenleme ile birlikte; Instagram, TikTok, YouTube, Facebook ve X (Twitter) gibi dev platformlar, kullanıcı yaşını doğrulamak için çok daha sıkı yöntemler izleyecek.
Güçlü Doğrulama ve Ebeveyn Onayı Sistemi
Platformlar artık sadece “doğum tarihi beyanı” ile yetinemeyecek. Yeni dönemde şu sistemler devreye giriyor:
• Kimlik Doğrulama: Kullanıcıların yaşını kanıtlayan teknolojik altyapılar.
• Ebeveyn Onayı: 15 yaş sınırındaki geçiş süreçlerinde ebeveynlerin dijital onayı şart koşulacak.
• Yapay Zeka Filtreleri: Kullanıcının davranışlarından yaş tahmini yapan algoritmalar geliştirilecek.
15-18 Yaş Grubu İçin “Ayrıştırılmış Hizmet” Modeli
Düzenleme sadece 15 yaş altını değil, 15-18 yaş aralığındaki gençleri de kapsıyor. Bu yaş grubundaki kullanıcılar için sosyal medya platformları “yetişkinlerle aynı” içerik akışını sunamayacak.
Gençleri koruma kalkanı altına alan bu modelin getirdikleri:
1. Özel Algoritmalar: Gençlerin karşısına yaşlarına uygun olmayan içeriklerin çıkması engellenecek.
2. Reklam Kısıtlaması: 18 yaş altındaki bireylere yönelik hedefli reklamlar ve zararlı alışkanlıklara özendirebilecek pazarlama faaliyetleri sınırlandırılacak.
3. Sınırlı Etkileşim: Tanınmayan yetişkinlerden gelen mesajlar ve etkileşimler üzerinde katı filtreler uygulanacak.
“Bu Bir Yasak Değil, Koruma Kalkanıdır”

Yasa yapıcılar ve uzmanlar, bu düzenlemenin bir “özgürlük kısıtlaması” değil, çocukları siber zorbalıktan, uygunsuz içeriklerden ve dijital bağımlılığın yıkıcı etkilerinden koruyacak bir “koruma kalkanı” olduğunu vurguluyor.