Bu seriye bende yeri ayrı olan Elveda Rumeli ile başlamak istedim.Oyuncu kadrosu , müzikleri , atmosferi , konusu ve işleyişi bence en iyi Türk dizilerinden olan bu diziyi neden bu kadar sevdiğimi gelin inceleyelim:
Öncelikle dizinin konusundan bahsedelim.Dizi 1800’lü yıllarda Makedonya’da Manastır şehrine yakın Pürsıçan(Makovo) köyünde geçiyor.Bu köyde yaşayan sütçü Ramiz(Erdal Özyağcılar) , eşi Fatma ( Şebnem Sönmez)ve beş kızının ekseninde gelişen olayları izliyoruz.Ara ara İstanbul’a da bağlanan olaylar oluyor,ama büyük oranda Makedonya’ da geçiyor dizi.
Dizide aile olaylarını izlerken bir de dönemin sorunlarını da gözlemliyoruz.Osmanlı Balkanlardaki hakimiyetini yavaş yavaş kaybederken,bir cihan hakimiyetinin de yokuşa sürüklenişinden izleri görüyoruz.Balkan göçleri gibi büyük bir trajediyi işleyen dizide o dönemde o insanların hangi muamelelerle karşılaştığını da görüyoruz.İlk bölümde İttihat ve Terakki’deki toplantıda yakalanan doktor Mustafa ( Tolgahan Sayışman) , İstanbul’dan bu köye sığınıyor.Ramiz Efendi ve ailesi ile yolu kesişen Mustafan’nın hakkında idam kararı var ve Ramiz Efendi onu saklıyor, kolluyor. E tabii küçük köyümüzde herkes birbirini tanıyor , herkes iç içe . Evde eşi Fatma büyük kızları Hatice (Gülçin Santırcıoğlu), Zarife(Filiz Ahmet) , Vahide(Berrak Tüzünataç) ve iki küçük kızı Pembe(Ceyda Ateş) , Emine (Hare Sürel)var. Böyle olunca tıbbiyeli Mustafa’ya ahırda kalmak düşüyor.Ramiz Efendi ise onu tüm köye ‘Bize Namık geldi’ diye uzaktan akrabaları olarak tanıtıyor.Süt satarken,alışveriş yaparken , gezerken tek tek herkese ‘Bize Namık geldi’ diyerek Mustafa’yı tanıtıyor.Ramiz Efendi’nin ‘Kamuş’ adında eşeği ve ‘süt inecıgım’ dedi süt ineği var.Eşeğe araba ile süt yükleyip süt satarak ailenin geçimini sağlıyor.Aynı zamanda
tavuklara ilginç bir düşkünlüğü var,onları gece odasına almayı , onlarla ve tüm hayvanları ile konuşmayı seven saf kalpli bir adam.
Bu dizinin anlatıcısı da sütçü Ramiz yani Erdal Özyağcılar.Dizinin girişinde de bahsettiği gibi bu köyde her dinden,her inançtan insan bir arada yaşıyor.Dizide Papaz ile Cami İmamını birlikte kahve içerken görebiliyoruz. Bu tarz mesajları da çok iyi veriyor.Bir diğer başarısı da samimiyeti.Oyunculukların bence muazzamlığından da gelen o samimiyet seyirciye doğrudan geçiyor.Birden aileden biri gibi oluyoruz.Balkan ağız ve şiveleri de çok iyi kullanılıyor.Zaten oralı oyuncular da işin içine girince kamera koyulmuş da biz aileyi izliyor gibi oluyoruz.
Detayları çok iyi veren bir dizi.O dönem kullanılan ütüler,lambalar,saça bağlanan lastikler,kıyafetler her detay düşünülmüş.Bu da bizi iyice içine alıyor.Karaketlerin gerçekten o yöreye ait olan gelenekleri yaşatması ve seyirciye izlettirmesi , imza hareketlerinin olması bağ kurmamızı sağlıyor.O dönemin yoksulluğunu , komuşuluk ilişkilerini bölümlerin içine öyle güzel yediriyorlar ki duygulanmamak elde değil.Aynı zamanda baba kız ilişkisini de çok güçlü işleyen bir dizi.Sütçü Ramiz Türk dizilerindeki en iyi babalardan biri kesinlikle.
E tabi aşk da var . Bu dizide ki her aşk büyük sınavlardan, acılardan geçiyor.Sütçü Ramiz’in ‘Beyaz kızım’ dediği Hatice ve terzi Hasan’ın(Tuna Orhan) aşkında yoksulluğu,gerçek bağları görüyoruz.Aynı zamanda çocuk sahibi olamayan çiftimiz savaşta yetim ve öksüz kalan küçük Hüsmen’i (üsmen) evlat ediniyor.Sütçü Ramiz’in ‘Asker kızı’ Vahide ise eve gelen tıbbiyeli Mustafa ile büyük bir aşk yaşıyor.Geceleri bu köyü saldırılardan koruyan bir Kara Kalpaklı var.İşte bu kahraman Mustafa.Vahide de bunları öğrenince Mustafa’ya aşık oluyor ve onların hikayesini de izliyoruz.Bir diğer çiftimiz ise belki de en imkansızlarından babasının ‘Kumrisi’ Zarife ve muallim Alex (Ertan Saban) aşkı ile o dönemde bir Müslüman ve bir Hristiya’ ın aşkının nelere mâl olabileceğini görüyoruz.Bir başka çiftimiz ise sütçü Ramiz’in ‘amcasının kaymakamı’ dediği kaymakam Dilaver(Erman Saban) ve Meryem(Suzan Akbelge).Eşini cephede kaybeden Meryem’in beş erkek çocuğu var.O ilkinin de bambaşka sıvalarını izliyoruz.Bana seyir zevki veren ikililerden biri de aslında aşkları ile ön planda olmasalar da başrollerimiz Ramiz ve Fatma. Bu ikiliyi ve yıllar geçmesine rağmen birbirlerine olan o bağlılıklarını seviyorum.Kaç yıllık ilişkilerde çiftlerin utana sıkıla birbirlerine sevdiklerini söyleyebilirken nasıl gösterdiklerini güzel işliyorlar.
Bunun dışında komedi unsurlarını sağlayan karaketer var.Başta ıspanak Namık(Caner Özyurtlu) ve Nevreste(İpek Erdem) olmak üzere konuk oyuncular ve tabi tek tek sayamayacağımız kıymetli yan karakter oyuncuları . E tabi kötü karakter diyebileceğimiz düşman karakterler de var.Bunlardan en sarsıcısı Dimitri idi (Luran Ahmeti). Bu dizinin bir diğer başarısı da bence zaten yan karakterlerin bile derinlikle yazılmış olması.Hepsinin hikayelerini izliyoruz.Bağlantılar da öyle kuvvetli ki bir anda karşımıza gelebiliyor.
E tabi imza sahnelerini de unutmamak gerek.Örneğin Atatürk sahneleri gibi bu dizide duygulandıran imza sahneler izleyeceksiniz.
Benim bu kadar bu dizi ile bağ kurma sebebim belki de Trakyalı oluşum ve Balkan kültürüne yakınlığım olabilir. Bu dizi benim güvenli alanım haline geldi.Her boşluğa düştüğümde açar sevdiğim bölümlerden izlerim.(Onları da sizin için aşağı bırakıyor olacağım.)Sadece bende değil tüm Türkiye’de iz bırakan bir dizi olduğunu biliyorum.2007 de yayın hayatına başlayan dizi 2009 da son buluyor.3 sezon boyunca bu aile evimize konuk oluyor ya da biz onlara konuk oluyoruz.Üzerinden seneler geçmesine rağmen hala izleniyor , konuşuluyor, hatırlanıyor.Hatta Makedonya’da Elveda Rumeli turu ile dizinin çekildiği ev gezisi düzenlemeye devam ediyor.
Hala izlemediyseniz lütfen izlemeyi deneyin.İlk beş bölüme sabredin(Vahide karakteri oyuncusu değişiyor dizi oturuyor) sizi nasıl içine adığına şaşıracaksınız.Sadece dizi değil müzikleri ile de sizi alıp götürecek.Benim gibi güvenli alanı bu dizi olanlara da selam olsun.
Favori Bölümlerim (Hepsi tabii ki ama bunlar bir tık ayrı):
22.Bölüm
28.Bölüm
54. Bölüm (Sonundaki kar sahnesi ve tüm bölüm)
65.Bölüm
71.Bölüm
78(71 sonrası bu bölümler izlemesi ağır ve zor ama Atatürk sahnesi için ekledim)










