Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    İNDİR CAYLAK Pazar, Temmuz 26
    • SAĞLIK
    • HABER
    • Program İndir
    • BİLGİ
    • OYUN İNDİR
    • bilim ve teknoloji
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Subscribe
    • Ana Sayfa
    • Haber
    • Sosyal medya
    • BİLGİ
    • İNDİR
      • OYUN İNDİR
      • Program İndir
    • DİZİ-FİLM
    • SAĞLIK
    • bilim ve teknoloji
    • HAKKIMIZDA
      • Telif Hakkı Bildirimi
      • Genel Hükümler
      • Çerez Kullanımı
      • Ön Bilgilendirme
      • KULLANICI/ÜYELİK SÖZLEŞMESİ
      • Gizlilik Politikası
      • Web Sitesi Sorumluluk Reddi
    İNDİR CAYLAK
    Home»indircaylak içerik»Tarihe Yönelik Bakış Açıları ve Tarih Yazımı Üzerine
    indircaylak içerik

    Tarihe Yönelik Bakış Açıları ve Tarih Yazımı Üzerine

    Abdulkadir TEPEBAŞIBy Abdulkadir TEPEBAŞI24 Temmuz 2026Yorum yapılmamış15 Mins Read8 Views
    Facebook Twitter Pinterest Telegram LinkedIn Tumblr Copy Link Email
    Follow Us
    Google News Flipboard
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email Copy Link

       A. Belgeci Siyasi Tarih Yazımına Yönelik Eleştiriler ve Belgeci Tarih Yazımı

    Tarih yazımı uzun zaman “büyük adamlar”ın hayatı ve onlarla ilgili belgelerden ibaret olmuş ve bu da oldukça objektif, nesnel karşılanmıştır. Fransa’da Annales (Hititlerde de anallar veya günlükler olarak geçen şey) okulu ve birtakım post modern tarihçiler 18. yüzyılda Almanya’da yaşayan Leopold von Ranke isimli ünlü siyasi tarihçiyi de Bertolt Brecht’in yazdığı “Okumuş Bir İşçi Soruyor” isimli şiirdeki gibi eleştirmiştir. Büyük adamların hayatını ve savaşların sonuçlarını belgelerle anlatmaktan ibaret olan siyasi tarihi, tam da o belgeci siyasi tarihçilerin eleştirilerini kullanarak eleştirmişlerdi. Yalnızca “büyük adamlar”ın hayatlarına odaklanan siyasi tarihçiler her ne kadar belgesiz tarihçilik yapılamayacağını, bunun nesnel, tarafsız, objektif olmayacağını söylemiş olsa da bu tarihçilik anlayışını eleştirenler tam da belgeci siyasi tarihçilerin eleştirilerini belgeci siyasi tarihçilere yönelterek “büyük adamlar”ın hayatını ve savaş sonuçlarını belgelerle anlatmaktan ibaret olan eski tarihçilik anlayışını yeteri kadar nesnel, tarafsız, objektif olmamakla eleştirmişlerdir. Çünkü tarihi yalnızca o “büyük adamlar”ın ve “savaş galipleri”nin gözünden ve onların yazdığı belgelerin gözünden yorumlamaktan ibarettir belgeci siyasi tarihçilik anlayışı. Söylenenden çok söylenmeyen, konuşulandan çok susulan, konuşulmayan, bahsedilenden çok bahsedilmeyen vardır bu tarih anlayışında.

            Belgeler de her şey gibi, robotlar gibi tek başlarına düşünüldüğünde fikirsiz, ruhsuz, duygusuz araçlardır. Ama o belgeleri, o robotları hazırlayanlar için de aynı şey söylenebilir mi? O belgeler gökten zembille mi indi? O teknoloji bir anda kendi kendine mi ortaya çıktı? O robotlar kendi kendine mi var oldu bir anda? İşte bu sorularla beraber toplum tarihçiliği gibi alanlar büyümüştür. Toplum Bilim, Siyaset Psikolojisi, Türkiye’de Siyasi Kültür, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı gibi çeşitli seçmeli ve zorunlu lisans ve yüksek lisans derslerini kamu yönetimi bölümünde veren doçent hocamız da “Teknoloji nötr değildir.” derdi. Tarih de, teknoloji de, piyasa da kendi kendine bırakıldığında ilerleme göstermez. İnsanlar da kendi kendine bırakıldığında kendileri ve toplum için en iyi olanı bulamaz ve uygulayamaz. Kendisini “yanlış” yola sapmaktan alıkoyacak ve “doğru” yola sokacak bir sistem veya aktör olmadan hiçbir aktör veya pratik tek başına iyi sonuçlar ortaya çıkarmaz. Rayından çıkacak olan bir tren kendi kendine rayına oturmaz. Şu ana kadar edinilen haklar da, karşılaşılan sorunlar da, ulaşılan hizmetler de basitçe bir sistemin veya tek bir kişinin insafı ve inisiyatifi ile elde edilen şeyler olmamıştır. Tüm bunlar insan emeği ve uzun, zorlu, çeşitli, kimi zaman basit kimi zaman karmaşık görünen mücadeleler sonucu ortaya çıkmıştır.

    B. Araçsallık

            İnsan ameledir. Amele ise taşı taş üstüne koyan, amel eden, yani eyleyendir. Pasif bir varlık değildir. Sistemler ve teknoloji pasif halleriyle bırakılmaz. Bir şeylere dokunmak için üretilmişlerdir. Aynı şey devletler için de geçerlidir. Devlet de bir araçtır. Ama devlet de tek başına ruhsuz haliyle bırakılan bir kurum değildir. Kalem gibi bir araçtır devlet de. Kalem, insanların refaha ulaşması adına bir şeyler yazmak için de kullanılabilir, insanların boş polemikler altında bölünüp kötü şartlar içerisinde yalnız ve çaresiz bir şekilde nefes alması ve/veya ölmesi için bir şeyler yazmak adına da kullanılabilir. Birinin sisteme dahil edilmesi, varlığının kabul edilmesi, temsil edilmesi, varlığından herkesin haberdar olması, o kişinin sistemde var olması adına o kişiyi kayıt etmek için de kullanılabilir. Var olan birini kayıtlardan silmek veya o kişinin kalemini kırmak yöntemiyle o kişinin hayatına mâl olmak veya o kişiyi yok etmek, tarihten ve kayıtlardan silmek için de kullanılabilir. Veya birinin boğazına saplayarak o kişiyi öldürmek için de kullanılabilir. Kısaca soru şu? Tüm bunların suçlusu veya ödülü hak eden kalem midir yoksa kalemi kullanan mıdır/kullandıran mıdır? Hiçbir araç, nesne kendiliğinden, özü itibariyle iyi veya kötü olamayacağından ötürü cevabın kalem olmadığı basit. Bu durum diğer yollar ve materyaller, nesneler, teknolojiler, sistemler, devletler, araçlar için de geçerlidir. Bu anlamda devletten kaleme kadar (kalem de dahil olmak üzere) uzanan bu şeyler arasında araçsallık açısından hiçbir fark yoktur. Çıktıları da gayet somuttur. Mesele bu araçların ne için ve nasıl kullanıldığındadır. Bu araçları da insanlar kullanır. İnsanların nasıl kullanacağı da üzerine inşa etmiş oldukları sisteme bağlıdır.

    C. Aracın Yüceltilmesi

            Biraz garip bir örnek olacak belki ama Hz. Ömer’in bir sözüne atıfta bulunacağım. Hz. Ömer geçmişte yaptıklarını ” Yaptığım bir şeye çok gülerim, diğer şey için ise çok ağlarım. Güldüğüm şey ibadet etmek için helvadan yapmış olduğumuz putlara tapıp ibadet ettiğimiz bu putlar helvadan yapıldığı için bu putları uzun yolculuklar esnasında yiyor ve uzun yolculuklar esnasında yiyor olduğumuz bu helvalara tapıyor olmamızdı. Ağladığım şey ise kızımı diri diri toprağa gömmüş olmamdı.” diyerek anlatmıştır. Burada kız çocuklarının diri diri gömülmesi en azından benim için oldukça dikkat çeken, travmatik, rahatsız edici, odağımı belirleyen bir şey olsa da burada odağı Hz. Ömer’in güldüğü şeye çekmek istiyorum. Gülmesinin nedeni kendi ürettiği şeyi kendisinden üstün görmesi ve ona bağlanması, daha doğrusu kendisini, kendi ürettiği şeyden daha da aşağılık bir varlık olarak görmesidir. Eski siyasi tarih anlayışı da, ilerlemeci tarih anlayışı da bunu yapar. İnsanı ürettiği şeyden daha değersiz ve pasif hale getirir. İnsanı ürettiği şeyin kölesi yapar ve yok sayar. Geçmişte Hz. Ömer’in yaptığı bu şeyi Hz. Ömer’in kendisi de mantıksız bulmuştur. 1400 yıl sonra biz de onun yaptığı ve güldüğü bu şeyi mantıksız bulabiliyoruz. Ama 1400 yıl geçmesine rağmen bizim yaptığımız şey de hz. Ömer’in yaptığından farksız. Biz de kendi mücadelelerimiz sonucu üretmiş olduğumuz sistemlere tapıyoruz ve o kendi ürettiğimiz sisteme kendimizi inanılmaz derecede bağlayıp kendi ürettiğimiz sistemin kölesi, o sistem içerisinde aşağılık bir varlık oluyoruz bir yandan. Henüz bunu nasıl çözeceğimize veya bunun çözülecek bir şey olup olmadığına yönelik bir cevap sunanıyorum tam olarak maalesef. Ama bunun günümüzdeki karşılığına “yabancılaşma” diyebilirim. İnsanın kendi sarf ettiği emekten, kendinden, bulunduğu toplumdan, çevreden, sistemden kopması, tüm bunların ona ulaşılamayacak, anlaşılamayacak kadar yabancı bir şey gibi gelmesi olarak betimleyebilirim sanırım.

    D. İlerlemeci Tarih Anlatısı (Otomatik, Sürekli ve Kaçınılmaz Şekilde İlerleyen, İyiye Giden, Alternatifi Olmayan Bir Tarih Var mı?)

            İlerlemeci tarih anlatıcıları her ne kadar geçmişteki geleneksel otoritelere, baskıya, keyfi iktidara ve bunun çıkardığı sorunlara karşı cephe alsa da onlar için de tarih bir noktaya doğru otomatik bir şekilde ilerlemektedir ve bu durumun değişemeyeceği kabul edilmektedir. Herkes ilerleme için izlenen yolu olduğu gibi takip etmeyi başarırsa o kadar iyi, bu süreçte ne kadar sıkıntı yaşanırsa o kadar yavaş ilerler tüm süreç. Soğuk Savaş bittiğinde Francis Fukuyama’nın “Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli metnindeki tezi de buna tekabül etmektedir. Belgeci siyasi tarih anlayışını benimseyenler nasıl “Şu kral şöyle zafer kazandı, böyle haşmetliydi, böyle iyi karakterli cesur bir şeydi.” gibi şeyler söylüyorsa, ilerlemeci tarih anlatıcıları da “Şu kullandığımız telefonlar, yediğimiz cipslerden giydiğimiz ayakkabılara kadar her şey ve bunların çeşitliliği ve inovasyon, kapitalizmin sayesinde ortaya çıktı. İnsanlar için en ideal sermaye birikim rejimi ve üretim ilişkisi biçimi budur. Siz de bu yolda ilerleyin ve tarihin sonuna, o en ideal forma ulaşmak için bu yolla yaklaşın.” diyorlar ve başka bir alternatif olmadığına insanları ikna etmeyi başarıyorlar (Ki bu da kimilerince kapitalizmin en büyük başarısı olarak kabul edilir.).

            Margaret Thatcher da “Toplum mu? Öyle bir şey yok.”, “Başka bir alternatif yok.” sözleriyle neoliberal döneme geçilen 1980’li yıllara damga vurmuştur. Oysa ki ürünler ve o ürünlerin çeşitliliği tamamen onları üreten ve onları üretmeye yarayan araçları üreten insanlar ve o insanların sarf ettikleri onca emek sayesinde ortaya çıkmıştır. Şu dünyada tarih içerisinde ilerlemeyi de, süreklilikleri de, kırılmaları da, süreklilik içindeki kopuşları da mücadele ve emek belirler ve bu da pasif değil amil öznelerden, etnik kökeni, yaşı, kuşağı, cinsiyeti, cinsel tercihi, inandığı din ve mezhep, yakası, memleketi, ten rengi, vatandaşlığı, tüketim alışkanlığı, desteklediği siyasi parti ve futbol takımı, maaşı, statüsü, sektörü, uzmanlığı fark etmeksizin “sıradan” insanlar olan işçi sınıfından, emekçilerden, serflerden, kölelerden çıkar. Hepsinin hayatının çok büyük kısmı da aynı şekilde çalışmakla, tüm bunları yaparken ise yok sayılmakla, unutulmakla, görülmemekle geçip gider. Tıpkı geçen sene kendisine BİRTEK SEN’in temsilcisi Mehmet Türkmen’in “Sen bu kadar para kazandın, zengin oldun. Seni zengin eden işçinin hakkını ver demek edepsizlik mi?” şeklinde yöneltmiş olduğu soruya karşılık olarak devletten 50 milyon dolar teşvik alan, cirosunun 1000’de 1’ini vergi olarak ödeyen  Çelikaslan Tekstil’in sahibi AKP Gaziantep milletvekili İrfan Çelikaslan’ın ve kardeşlerinin o firmada çalışan, Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde haftada 7 gün, Pazar günleri ise 12 saat çalışan ve asgari ücret zammından önce 19.500 TL aylık ücret ile ailelerini geçindirmeye çalışan, izin alamayan, molalarını kullanamayan, hijyen, iş sağlığı ve güvenliği ve yemekler konusunda sorunlar yaşayan, iş arkadaşları iş yerinde kapmış olduğu  hastalıktan dolayı ölen, zam isteyen ve haklarını arayan işçilere “Zenginliğimi Allah verdi.” derken aslında çalıştırdığı işçilerin sarf ettiği emeği yok sayması gibi. Veya trilyoner olan Elon Musk’ı öven, geleceğin çok güzel olacağını iddia eden insanların işinden kovulan, istifaya zorlanan, veya Elon Musk’ın anlaştığı firmaların taşeronluğunu yapan işçileri görmemesi gibi. Şu anda Ford, IBM, Klarna, Commonwealth Bank gibi firmalar da kovdukları işçiler yerine yapay zekayı kullanmaya başladıktan sonra yapay zekanın daha maliyetli olduğunu görünce koydukları işçileri geri almaya başladılar. (https://dai.ly/x9eacx6)

    E. Tarihe Yönelik Diğer Bakış Açıları

            Tarih, “Kederli Papaz” olarak tanınan Thomas Malthus’un, “Gittikçe “Altın Çağ” dan sapıyoruz.” “ “Asr-ı Saadet” ten uzaklaştık.” “Her gün daha kötüye gidiyoruz.” “Yozlaşıyoruz, çürüyoruz.” diyenlerin dediği gibi otomatik olarak kötüye giden veya otomatik olarak kısır döngü içerisinde devam eden ve tekerrürden ibaret olan bir şey değildir. Aynı zamanda tarihte bir anda durduk yere kırılma noktaları da yaşanmaz. Kırılma noktaları da bir mücadelenin, sürekliliğin ve emeğin çıktısı ve parçasıdır. Ayrıca her dönemin kendine has kolaylıkları ve zorlukları vardır. Herhangi bir dönemin herhangi bir diğer dönemden, bir yerin başka bir yerden daha iyi veya daha kötü olması şeklindeki fikirler insanların neyi baz aldığına, neyi merkeze aldığına, hangi kriterlere göre değerlendirme yaptığına göre değişir. İnsanların benimsediği, merkeze aldığı değerler ve neleri kriter olarak kabul ettikleri de o insanların yaşayışlarına, içinde bulundukları topluma ve şartlara, şahit olduklarına, tecrübe ettiklerine ve bunları yorumlama şekillerine göre değişir.

    Tarih Tekerrür Eder (?)

    F. İnsanların Tarihe Bakışındaki Görelilik (Herkes Tarafından Ortak Bir Şekilde Kabul Edilebilecek Gerçek ve Nesnel Bir Tarih Var mı?)

            İşçi olmayan biri “Eskiden kölelik vardı, artık yok. O yüzden bu dönem daha iyi.”, fakir olmayan biri “Artık teknoloji gelişti. Tıp gelişti. Daha uzun yıllar yaşayabiliriz. O yüzden günümüz geçmişten daha iyi.” veya “Eskiden bu kadar ürün çeşitliliği yoktu. Şimdi her şeyden bir sürü çeşit, her şeyin bir sürü alternatifi var. O yüzden bugün, geçmişten daha iyi.”, köyde yaşamamış bir insan “Şehirde yaşamak, bir yerlere ulaşmak çok zor, köylüler ne rahattır şimdi. Orada her şey ucuzdur. Milletin kapıları birbirine açıktır. Adamların ne güzel toprağı var. İstedikleri gibi ev alıp aile kurabiliyorlar.” , şehirde yaşamamış bir insan “Köyde insanlar birbiri ile kan, namus, miras davası için kavgalı. Birbiri ile çatışıyor. Birbirine büyü yaptırıyor. Aşiret ağası, tarikat lideri, cemaat lideri, toprak ağası belimizi büküyor. Biz burada bir sürü şey üretiyoruz. Ucuza satıyoruz. Doğal afetler olduğunda bizi kollayan yok. Şehirdekiler ise hiçbir şey üretmeden, hiçbir dertleri olmadan ucuza gül gibi yaşıyor.” diyebilir. Hayatında hiç çalışmamış, firmaların birbirlerinin işçilerini almamak ve işçilere daha yüksek maaşlar ödememek için birbirleriyle “Centilmenlik anlaşması” yaptığını, “İşçilere asgari ücret civarı maaş teklif edip ona bir sürü iş yaptıran ve “Beğenmiyorsan kapı orada. Senin yerine bu işi arayan çok insan var. Sen bundan iyi iş bulamazsın.” diyen işverenleri görmeyen insanlar “Herkes istediği işte çalışabilir. Çok fazla iş alternatifi var. Birini beğenmezse diğerinde çalışır. Seçme özgürlüğü var. Eskiden kölelik vardı. İnsanlar istemedikleri işlerde zorla ve verimsiz şekilde çalıştırılıyorlardı. O yüzden günümüz daha iyi.” diyebilir. Kadınlar ve erkekler için de bunlara benzer örnekler verilebilir. “Afrika’da herhangi bir ülkede yaşamak ister misin?” sorusuna “Asla.” diyen insanlara o bölgenin en zengini ve en nüfuzlu insanı olacakları söylendiğinde bu teklifi kabul edebilirler.

            Dönemlerin ve mekanların şartları her toplumsal gruba farklı şekilde yansır. Bu yüzden literatürde devlet örnek olarak Marksistlere göre “Eşitsiz mücadelenin kaygan zemini” olarak kabul edilir. Tarihin her döneminde ve her yerinde mücadele vardır. Bu mücadele de genel olarak eşit olmayan taraflar arasındadır. Yine Marksistlere göre bu mücadeleler geçmişte  kabile şefi ve küçük topluluğu arasındaymış. Sonrasında köle sahipleri, köle tüccarları ve köleler arasında olmuş. Sonrasında derebeyler, toprak sahipleri ve serfler, ırgatlar, marabalar arasında olmuş. Günümüzde ise işçi sınıfı ve sermaye sınıfı arasında bir mücadele var. Tabi aynı literatürde kadınlar ve patriarşi, hükümdarlar ve tebaaları arasında bir mücadele olduğu da görülebilir. Bir işçi, bir köle, bir köylü maraba, bir fakir, teknolojinin, tıp biliminin gelişmesinden, iktidarın değişmesinden (sadece yürütme organına geçen siyasi partinin/ siyasi partilerin değil, aynı zamanda sermayedarın, sermaye sınıfı aktörlerinin, mevcut toprak ağasının, mevcut aşiret, cemaat, tarikat liderinin değişmesinden) faydalanamaz. Onun için ırgat, maraba, köylü, işçi, köle, serf, pleb olmak arasında bir fark yoktur. Bir kölenin bulunduğu vatan işgal edilse de edilmese de o bir köle olarak yaşar, köle olarak ölür. Şimdi bu kişi için tarih ileri veya geri gitmiş olur mu?  “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” isimli filmde olduğu gibi bu insanlar için de değişen bir şey olmamıştır.

    “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” İsimli Film

    G. Semerci ile Eşekler Örneği Üzerinden Alt Sınıfın Sistemdeki Konumu ve Hayatı

             Bir gün bir semerci ölür. Bu haberi alan genç eşekler mutluluktan oynar ve sevinç çığlıkları atıp bunu kutlarken yaşlı bir eşek ise hiç sevinmez. Gözleri etrafa boş boş bakar ve şüpheli bir ifadesi vardır. Bunu gören genç eşekler yaşlı eşeğin bu durumuna önce aldırış etmezler sonrasında ise kendi aralarında yaşlı eşekle alay ederler. En sonunda dayanamayıp yaşlı eşeğe neden gülmediğini, sevinmediğini, neredeyse ağlamaklı olduğunu sorarlar. Bunun üzerine yaşlı eşek eski semercinin onlara zamanla alıştığını ve ona göre yük bindirdiğini, şimdiki semercinin de bu alışma sürecinden geçmesi gerektiğini ve bu süreçte eşeklerin yükünün artacağını söyler. Ama bu yaşlı eşek için yine mühim değildir. Çünkü yaşlı eşek “Biz eşek olmaya devam ettikten sonra üzerimize semer vuran bitmez .” der. Kölenin sahibinin, tüccarının, efendisinin değişmesi, serflerin derebeyinin değişmesi, işçinin patronunun değişmesi, kadının eşinin veya babasının değişmesi mevcut eşitsizlik ve tahakküm ilişkilerini kökünden yok etmez, ortadan kaldırmaz, alt üst etmez. Sistem, eşitsizlik ve iktidar ilişkileri kökünden değişmedikçe, ortadan kalkmadıkça deyimi yerindeyse altta kalanın canı çıkmaya devam eder. “Kibar Feyzo” isimli filmdeki gibi ağalık ortadan kalkmadıkça bir ağa ölür diğer ağa gelir ve ağalık devam eder, ırgatlar da ezilmeye devam eder (https://youtu.be/VuLMQ_IBoDY?si=7GQS7oC8zsU29mxA).

    H. Birtakım Örüntüler

            Feodal beyler de, krallar da, kabile şefleri de, padişahlar da, aristokratlar da, sermaye sınıfı da, devlet başkanları da, prensler de, prensesler de, kraliçeler de, sultanlar da, hanlar da, hanedanlar da, kaanlar da genelde dokunulmaz olan, kolay kolay değişemeyen, yaptıklarından ötürü uzun zaman boyunca cezalandırılamayan, bunun yapılabilmesi için ise nice insanın nice bedeller ödemesine neden olan, yaptıkları yanlarına kâr kalan insanlar iken ırgatlar, marabalar, köleler, serfler, işçi sınıfı, kadınların ve beyaz tenli olmayanların, azınlık olanların, engellilerin, hayvanların çok büyük kısmı, emekçiler, bir sınıf altı grup olarak ortaya yeni çıkan prekarya çabucak unutulan, yok sayılan, görmezden gelinen, önemsenmeyen, aşağılık olarak algılanan, tehdit veya maliyet olarak görülen, kolaylıkla ikame edilebileceklerine inanılan ve inandırılan, alınan risklerin kötü sonuçlarına esas katlanan, büyük bedeller ödemeden, mücadele etmeden ve bir şeylerden feragat etmeden kendini iyi, konforlu, güvenceli bir konuma getirme ve haklarını alma olanağı elinden alınan, tepesindekilerin sorumluluklarını üstlenen, onların çatışmaları için ölen ve öldüren, yaralayıp yaralanan, aç kalan, temsil edilmeyen, her türlü hak ihlaline ve saygısızlığa katlanmak zorunda bırakılan aktörlerdir.

    I. Sopranos ve İnsalık Tarihinin İşleyişi

            Sopranos isimli dizinin 3. sezonunda amcası Junior Soprano yargılanırken başında olduğu mafya ailesine para akışının sağlanamamasından şikayetçi olan, tüm bu esnada bir de ABD’nin devlet yetkilileri tarafından gizlice dinlemeye alınan Antonio Soprano, bir alt kademedeki kaptanlarına “Bütün pislikler aşağı akar, para yukarı çıkar.” diyerek aslında sadece kendi mafya ailesinde değil tüm dünyada bugüne kadar insanlar tarafından işletilen bir düzeni vurgulamıştır. Ekonominin kötü olmasını, ekonomik krizi bir sebep olarak görmeyen Antonio Soprano bu mafya ailesini aslında piramidin, hiyerarşinin tepesindekilerin refahı için kurduklarını, bu yüzden hiçbir ekonomik krizin piramidin tepesindekileri etkilemeyeceğini, sorumlulukların, çalışmanın en alt kademelere aktarılmasının sürdürülmesini, bu sayede üst tabakadakilerin rahat etmesini hiddetli bir şekilde talep etmektedir. Alt kademede o kadar insan varken üst kademedeki amcasının yargılandığını ve hapis cezasına çarptırılma ihtimalinin yüksek olduğunu hazmedememekte olan Tony Soprano alt kademelerden üst kademelere para akışının sağlanamamasından ötürü daha da sinirlenmiştir. (https://youtu.be/YAhr3T93eRo?si=DfpFvEXKdW6ggC10)

            Tarihte de kriz, savaş, barış dönemlerinde, olağan dışı, olağan üstü ve olağan dönemlerde olmak fark etmeksizin refahın büyük bir kısmı küçük bir gruba akarken refahın küçük bir kısmı çok kalabalık kitleler arasında paylaştırılmaktadır. Ayrıca kârlar özel, zararlar kamusal, müşterek, ortak ilan edilmektedir. Ayrıca bu azınlıkta kalan üst sınıf her zaman kendini olmazsa olmaz olarak lanse etmektedir. Birçok şeyin bu üst sınıf sayesinde gerçekleştiğini, üst sınıf olmazsa refah ve ilerleme olmayacağını iddia etmektedir. “Too big to sink (Batmak için çok büyük.).” denilen şey de tam olarak bu durumla eşleşmektedir. Bu yüzden 1929, 2008 gibi küresel ekonomik krizlerde, Covid gibi olağandışı, pandemik dönemlerde yine sermaye sınıfı teşvik alıp kurtarılırken vatandaş bu krizlerin ceremesini çeker ve eşitsizlik artar. Yani “Aynı gemideyiz.”, “Biz olmasak bu gemi batar.” diyen üst sınıflar krizden en az etkilenen, hatta kurtarılan, geminin hareket etmesi için kürek çekenlerden kendilerini ayıran insanlardır.

    J. Sonuç

            Kısaca bakıldığında insan emeğinin ve mücadelesinin dışlandığı, baskılandığı, hor görüldüğü hiçbir durumda ilerleme, refah veya başarı elde edilemez. İnsan emeğinin ve hak mücadelesinin arttığı, bunların göz ardı edilemediği durumlarda kırılmalar ve ilerlemeler yaşanır. İlerlemeyi birkaç tane kahraman, aydın despot getirmediği gibi refahı da emek ve mücadeleyi hor gören bir sistem getirmez. Haklar verilmez, ihsan edilmez, alınır. Tarih, emek ve mücadele ile ilerler, refah ve haklar da emek ve mücadele ile artar. Otomatik bir gerileme, ilerleme, sıçrama veya tekerrür yoktur.

    #belge #çark #dizi #feodalizm #film #Francis Fukuyama #Helva #hz. Ömer #ibn haldun #ilerlemeci tarih #kapitalizm #Kibar Feyzo #Leopold von Ranke #Sopranos #tarih #tarihin sonu
    Follow on Google News Follow on Flipboard
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Telegram Email Copy Link
    Abdulkadir TEPEBAŞI
    • Website

    Related Posts

    By Hazal ÇANTA26 Temmuz 2026

    Sabahattin Ali Kimdir?

    26 Temmuz 2026
    By Şeyda AKSOY22 Temmuz 2026

    Elementor #10014

    22 Temmuz 2026
    By Zeynep Güner20 Temmuz 2026

    Zendaya, ‘Odysseia’ ile Hollywood’daki yükselişini sürdürüyor

    20 Temmuz 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Popüler Yazılar
    Program İndir By YUNUS YALÇIN24 Haziran 20230 Views

    SCO: Photo & Video Editor APK son Sürüm Kilitleri açık full

    24 Haziran 20231 Min Read0 Views Program İndir

    VSCO (VSCO Cam) iOS, Android cihazlar için bir fotoğrafçılık mobil uygulamasıdır. Uygulama Joel Flory ve…

    Evde Beslenebilir 5 Kedi Türü- Evde Hangi Kedi Beslenir-Canlı bilgiler

    24 Haziran 2023

    EVDE BESLENEN KÖPEK CİNSLERİ – EVDE BESLEYE BİLECEĞİN 10 KÖPEK TÜRÜ- CANLI BİLGİLER

    28 Haziran 2023

    SuperVPN APK PREMİUM İNDİR- REKLAMSIZ SuperVPN İNDİR

    1 Temmuz 2023
    Son yazılar

    MYT MÜZİK APK İNDİR-MYT MÜZİK PREMİUM APK İNDİR

    15 Haziran 20251.468 Views

    ŞARKI EVRENİ APK REKLASIZ İNDİR-ŞARKI EVRENI PREMİUM APK İNDİR-ŞARKI EVRENI MOD

    9 Temmuz 2023670 Views

    SOFİA COPPOLA FİLMLERİ

    14 Ocak 2026491 Views

    GTA TÜRK İNDİR GTA TÜRK NASIL KURULUR 2025

    15 Haziran 2025426 Views
    Takip et Haberdar ol
    • Twitter
    • Instagram
    • LinkedIn
    Yorumlar
    • Okan Buruk’tan Flaş Transfer Mesajları: Icardi, Osimhen ve Davinson Sanchez’in Geleceği Ne Olacak? Okan Buruk’tan Bruno Fernandes ve Can Uzun İtirafı! için Şükrü
    • Belki de sanatın bize borçlu olduğu bir son yoktur. için Berkay
    • Sosyal Medya İşletmeler İçin Neden Önemli? için Berat
    • SOFİA COPPOLA FİLMLERİ için Nazlı KELEŞ
    • SOFİA COPPOLA FİLMLERİ için Özlem güzel
    Hakkımızda

    indirÇaylak.com, gönüllü yazar kadrosuyla teknoloji, gündem, oyun, yazılım ve internet dünyasına dair güncel, özgün ve faydalı içerikler sunmayı amaçlayan bir paylaşım platformudur. Amacımız; dijital dünyada merak edilen konuları anlaşılır ve sade bir dille anlatmak, okuyucularımıza güvenilir bilgi ve rehberlik sunmaktır.

    Sitemizde yer alan tüm içerikler, gönüllü yazarlarımız tarafından özenle hazırlanmakta ve sürekli güncellenmektedir. Yeni gelişmeleri takip eden dinamik ekibimiz, kullanıcıların ilgisini çekecek konularda kaliteli içerikler üretmeye devam etmektedir.

    indirÇaylak, teknolojiye ilgi duyan herkesin hem bilgi alabileceği hem de katkı sağlayabileceği samimi bir bilgi durağıdır.
    Reklam ve iş birliği için destek@indircaylak.com

    X (Twitter) Instagram LinkedIn
    Oyun İndir

    Ailemi Suçlamak İstiyorum

    20 Temmuz 2026

    Eski Türk Dizilerini İnceliyoruz : Elveda Rumeli

    19 Temmuz 2026

    MYT MÜZİK APK İNDİR-MYT MÜZİK PREMİUM APK İNDİR

    15 Haziran 2025
    Haberler

    RÜYALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER- İNSANLAR NEDEN RÜYALARINDA UÇARLAR – BİLİM HABERLERİ

    15 Haziran 20250 Views

    SABAHLARI DİNÇ UYANMAK İÇİN YAPMAN GEREKEN 10 MADDE

    15 Haziran 20250 Views

    Şaşırtıcı etki: Bu yüzden her gün bir kaşık dolusu salça yemelisiniz

    15 Haziran 20250 Views
    X (Twitter) Instagram LinkedIn
    • Home
    İndircaylak.com gönüllü kadrosu ile tüm yazılar kaynakça verilmeden kullanılması yasaktır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.