1 tema 4 film serisine bu yazıyla başlamış olmaktayım. Bir tane film teması seçip buna herhangi bir yerden uyan filmleri inceleyeceğiz bu yazılarda. Umarım beğenirsiniz.
POSSESİON /1981 ( ANDREJ ZULAWSKİ)
‘ben artık ben değilim’

Bir kadının şeytan/canavar tarafından ruhunun ele geçirildikten sonra kendini hayatının her anlamında kaybetmesiyle oluşan bir film. Filme ilk bakışta bir ilişki, aşk ve aldatma konuları etrafında dolanıyor gibi gözükse de aslında bunun altında yatan koskocaman başka bir karanlık dünyanın olduğunu gözünüze irkilircesine sokan bir anlatımı var yönetmenin. Tanrının aslında bir canavar olduğu ve bu canavarın/şeytanın herkesin içinde olduğunu ve ancak bunu kendi zaaflarına yenilen bir insanın bulabileceğini anlatıyor filmin teolojik felsefesi benim anladığım kadarıyla (ki herkesin farklı bir şey anlayacağı bir film kesinlikle) . Aynı zamanda yönetmen Zulawski’nin de tam boşanma aşamasındayken çektiği filmde 2. dünya savaşının korkutucu yıkım gücünün insanda yarattığı çöküş psikolojisinin yansımaları da net bir şekilde görülüyor.
PHOENİX / 2014 (PETZOLD)
‘eski yüzümü unutma‘

Küllerinden doğan Anka kuşundan ismini alan Phoenix filmi; Nelly (Nina Hoss) karakterinin savaş sonrasında yüz nakli olduktan sonra eski hayatına geri dönüp, onu tanımayan kocası ve yakınlarıyla yaşadığı benlik krizleri ve hesaplaşmaları anlatan mükemmel bir film. Hikayede ihanete uğrayan tarafın acınası veya kin ve intikam duygularını ön plana çıkarmak gibi bir klişe yerine , daha insani ve güçlü duygularla verilen sessiz tepkiler beni filme çeken en büyük unsurdu. Hele o sondaki final sahnesinin yaralamadığı insan tanımıyorum(:
THE LAST SEDUCTİON /1994 (JOHN DAHL)
‘sen bir de diğer beni tanı’

Şu ana kadar hep istemsizce başka bir insana dönüşen veya kimliğe bürünen karakterlerle karşılaştık , bu sefer gelin bir de bunu kendi çıkarları uğruna bilerek ve isteyerek yapan bir kraliçeye bakalım. WENDY KROY ya da Bridget!
Kara film örneği olan bu muhteşem ötesi filmde, artık kocasından ve mensubu olduğu sınıftan sıkılan Bridget karakterinin, ne pahasına olursa olsun bu hayattan kurtulmak için yaptığı entrika ve oyunları görüyoruz. Kadın karakteri her ne kadar ‘kötü’ olarak görsek de onun zekasına ve yarattığı etkiye çekilmeden duramıyoruz. NEDEN? Çünkü herkesin kendine göre sebepleri vardır.
AAAHH BELİNDA /1986 (ATIF YILMAZ)
‘ben bu insan değilim’

Ve tabi ki hayatımın filmlerinden olan AAAHH BELİNDA. Müjde Ar’ın eşsiz performansıyla bütünleşen yerli sinemanın fantastik temalı filmlerinden biridir. Oyuncu Serap bir şampuan reklam filmi için anlaşır. Reklam çekilirken bir anda kendinden geçerek senaryonun içindeki karakter olan Naciye’ye ve hayatına hapsolmuş bulur kendini. Serap’ın kimlik ve statü kaybıyla yaşadığı absürt olaylar bir yerden sonra deliriş ve kabullenişe geçer. Kadınların toplumsal baskı yüzünden kendi olamamalarının ve aslında kendi dahi olmadıkları zamanda bile verdikleri tepkilerin ataerkil dünyada nasıl algılandığının resmedilişini çok başarılı ve trajikomik yansıtan bir Atıf Yılmaz filmidir kendileri efenim.
