Kadınların her hareketinin göze battığı dönemlerde tutkusundan ödün vermeyerek sahneye çıkma mücadelesi veren ve bir çok sanatçımız öncülük eden bir kahramanımızın hikayesi. Bu yazımda Afife Jale’den bahsedeceğim.
Afife Jale 1902’de İstanbul’da dünyaya gelmiştir.İstanbul Kız Sanayi Mektebi’ndeki eğitiminin ardından tüm engellemelere rağmen Darülbedayi’nin açtığı tiyatro kursu sınavına girmiş ve kazanmıştır. Osmanlı’da o dönem kadınlar değil sahneye çıkmak, seyirci olarak bile zar zor tiyatro izleyebiliyor iken Afife Jale olmayı en çok istediği yer için küçük yaşından itibaren mücadeleler vermiştir.Yavaş yavaş 2.Meşrutiyet ile birlikte kadınların da sahnede yalnızca kadınların izleyebileceği oyunlarda oynaması şartı ile yer alıp almayacağı tartışılırken Afife Jale bunlara öncülük etmiştir.İlk defa İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki Apollon Tiyatrosu’nda sahnelenen “Yamalar” adlı oyununda Emel rolünü canlandırmıştır. Asıl ismi Afife olan sanatçı, bu oyunda “Jale” takma ismini kullanmış ve daha sonraları Afife Jale adıyla anılmaya başlanmıştır.Darülbedayi yönetim kurulu kendisinin halka açık gösterilerde sahneye çıkmasına izin vermeyince maaşını almayı reddederek 1919’da kurumu terk etmiştir.
Defalarca sahneye zorla çıkan ve defalarca sahneden zorla indirilen Afife Jale Afife Jale, ertesi hafta Reşat Rıdvan Bey’in adapte etmiş olduğu Tatlı Sır oyununda Neyir rolü ile Kadıköy Tiyatrosu’nda sahneye çıkmış ve o gece polis tarafından tutuklanmak istenmiş, hanımların yardımıyla kaçmıştır.Kadıköy Polis Başkomiseri, bir Türk Müslüman kadının sahnede yer almasını İslam adabına aykırı kabul ederek Ceza Kanununda “Adab-ı İslamiyyeye mugayir hareket etmek” suç sayıldığı gerekçesi ile onu tutuklamak istemiştir.Anca o yılmamış üçüncü hafta Ahmet Nuri’nin Odalık piyesinde sahneye çıkmıştır. Üçüncü sahne oynanırken tiyatro polis tarafından basılmış ve Afife Jale, tutuklanmamak için yine kaçmak zorunda kalmıştır. Oyunlar sırasında çevresindekilerin yardımıyla kaçan Afife, bir gün Kadıköy iskelesinde yakalanarak karakola götürülmüştür. Bazı Darülbedayi oyuncularının polis müdürü Tahsin Bey’le konuşmasından sonra serbest bırakılmıştır. Tiyatro karakol arası mekik dokuyan Afife Jale’nin Darülbedayi’de oyunculuğu ancak birkaç ay sürmüştür. Müslüman kadınların sahneye çıkarılmamasına dair 1921’de İçişleri Bakanlığı’nın kararı ile Belediye 27 Şubat 1921 tarihli ve 204 sayılı bildiriyi yayınlayarak Darülbedayi yönetim kuruluna göndermiş ve Afife Hanım, Darülbedayi tarafından kadrodan çıkarılmıştır.
Sadece ülke değil babası da ona karşı çıkınca evi de terk eden Afife Jale tutkusu ile baş başa mücadelesini sürdürmüştür.Darülbedayi kadrosundan çıkarıldıktan sonra Burhaneddin Kunpanyası nda sahneye çıkmıştır. Burhaneddin Tiyatrosu’nda Seniye ve daha sonra Mebrure ve Leman adlı Türk kızlarını tiyatroya özendirerek sahneye çıkmalarını sağlamıştır.Burhaneddin Bey in Türkiye’den ayrılmasından sonra Ahmed Nuri Bey in Yeni Tiyatro heyetine katılmıştır.Kurtuluş Savaşı nın ardından Milli Sahne’siyle çeşitli kentlerde temsiller vermiştir. İzmit’te Huriye ve Hikmet, Trabzon’da ise Ruhat adlı Türk kızlarının da sahneye çıkmasını sağlamıştır.
Polis baskısı ve tutuklanma korkusu yaşamaya devam eden Afife Jale 4 Şubat 1924’te Bursa’da sahneye çıkmasına “bazı esbaba binaen” sözüyle, sebebi belirtilmeden izin verilmemiştir ama hiçbir tehdit hiçbir baskı onu yıldıramamış Haziran 1924’te Bursa’da Milli Sinemada sahneye çıkarak, “Sekizinci” piyesinde oynamıştır. Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çeken Afife Hanım, doktorunun morfin ile tedavi yoluna gitmesi üzerine morfin bağımlısı olmuştur ve çeşitli rahatsızlıklarla mücadele etmek durumunda kalmıştır.
1928 Selahattin Pınar ile tanışmış ve 1929 yılında evlenmiştir. Evlilikleri süresince Afife Hanım sahneden uzak yaşamıştır.Boğuştuğu hastalıklar sadece fiziki değil psikolojik olarak da onu yokuşa sürüklemiştir.
Afife Hanım’ın sahneden uzaklaştığı dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nde sahne yasağı kalkmış ve kadınlar tiyatro sanatını serbestçe icra etmeye başlamışlardır. Afife Hanım morfin bağımlılığı,psikolojik sebeplerden dolayı sahneye dönememiş ve eşinden ayrılmak istemiştir. Çift, 1935 yılında boşanmıştır.
Afife Jale, ablası Behiye Hanım’ın yanında bir süre yaşadıktan sonra evden kaçarak İstanbul’da çok kötü şartlar altında yalnız yaşamıştır.Bunca çektiği acı , verdiği mücadele takdir görmemiş ve anlaşılmadığını düşünmek onu tüketmeye başlamıştır.Tutkusunu bile yitiren Afife Jale günden güne solmuştur.Uyuşturucu bağımlılığından kurtulamayan Afife Jale, 26 Temmuz – 17 Kasım 1934 tarihleri arasında Afife Selahaddin adıyla, 1939 – 5 Kasım 1940 tarihleri arasında da Afife Utku adıyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahensi ne yatmıştır. Son olarak 1941 tarihinde hastaneye yatan sanatçı, hastanenin morfinmanlar koğuşunda 24 Temmuz 1941’de vefat etmiştir.Cenaze törenine sadece 6 kişi katılmıştır. Mezar yeri bile zamanla kaybolmuştur ancak 2023 yılında araştırmacı Boğos Çalgıcıoğlu tarafından yeniden saptananmıştır.Kızılçeşme tarafında dır.
Günümüzde ve yakın tarihte kendisini anmak, adını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenlense de maalesef hayatı mücadele ile geçen , tüm engellemelere rağmen tutkusu ile nefes alan bu kadının yaşarken kıymeti hiç anlaşılamamıştır.Ömründe korkulardan uzak şöyle doya doya sahne alamayan Afife Jale’yi saygıyla anıyorum.Önünü açtığı değerli sanatçılarımıza başarılar diliyor, kendisinin gittiği yerde tutkusu ile varolabilmesini temenni ediyorum.Devri daim olsun.
