
Hayattaki en büyük sınavım her zaman herkese yeterli gelmek zorunda olduğumu sanmam olmuştur. Hayatın benden almasına izin verdiğim tek şeyse yaşama sevincim. İyileştirirken iyi kalabilmek çok zordur. Dağıtmak istediğiniz yerleri toplamak zorunda kalmak, orada sakin bir kabullenişi üstlenmekten daha çok cesaret ister. Ve en önemlisi acılar sizi güçlendirmez, duygularınızı köreltir.
Bugün olabildiğim versiyonumun çok farklı halleriyle tanıştım. Tutku dolu olanı en özlediğim olmuştur hep. Çünkü o halimin öyle derin bağları ve kaybetme korkusu vardı ki uğruna en yükseklerde davranabilirdi. Çoğu insan anlamaz, inanmaz ama duygularınızı yüksek yaşayabilmek duygusal olarak ulaşılmaz olmaktan daha hayatta bağlayıcıdır. İkisini de yaşamadan aradaki farkı anlayamazsınız. Duygusal donukluk ve sakinlik sizi öyle bir yerde pençesi altına alır ki, kaldırım kenarındaki kediye de bakmazsınız, çok yakınınızda uzaklaşan insana da.
Tam o noktadan tekrar buraya dönmek hiç kolay olmadı. Hala tam olarak döndüm diyemem, iyileşiyorum diyebilirim. İyileşmek hepimiz için tuhaf ve uzun bir süreç. Bazı günler ayaklarınızın üzerinde hissetseniz de bazı günler dizlerinizin üzerine düşersiniz. Başkalarını bile hastayken iyileştiren sizin, kendinizi iyileştirmek için zaten başka kimsesi yoktur. Bir noktada cidden ”sunshine” olmayı seçersiniz. Sevdiğiniz insanların yüzünü gülümsetebilmek kalbinizi iyileştirir. Kalbiniz iyileştikçe duvarlarınızı yıkar, kendinizi iyileştirme gücünü kaybedersiniz. Neden biliyor musunuz? Çünkü ilk kez birinin size bakabilecek olması ve birinin kollarına kendinizi bırakabilme hafifliği hayatta sizin için ulaşılabilecek en zor şeyken, ellerinize bırakılmış sanarsınız.
Ya bıraktığınız insan sizi o an tutmak istemezse? Beklersiniz. Çünkü siz zaten hayatınız boyunca herkesin değişmesi için onlara bir yol olarak yaşadınız. Vermeye devam edersiniz, aramaya devam edersiniz ama maalesef en çok da bu noktada adım adım kalbinizi erittiğinizden daha çabuk düşmeye başlarsınız. Ve tekrar düştüğünüzde eğer yere çakıldığınızı belli edemeyecek kadar güçlü görünmek zorunda hissederseniz yine tutulmazsınız.
Gariptir, her tutulmadığında kalkan siz bu sefer yerde kalırsınız. Her şeyi yaratabilen siz, beklemeyi dilerken kimsenin sizin için gelmediğini fark edersiniz. Sonra başa dönersiniz ve ininizden içeri giren ışıkları sadece ve tekrar tekrar kendinize anlatabilirsiniz. Ama buna da hızlı alışırsınız çünkü zaten tutanınız varken düşemediğiniz ana kadar sizi düşürebilecek her şeyi de anlatırken sadece kendiniz dinlemiştiniz. Ben Berfin ve bu, buraya bırakabileceğim en samimi yazılarımdan biri…
Bir yanıt yazın