Guillermo del Toro'nun Frankenstein Portresi
18. yüzyıl romanlarının istisnasız en çarpıcı romanı bir kadın yazar olan Mery Shelly tarafından kaleme alınan Frankenstein’dır. Yazarın kendi rüyalarından dönemin en güçlü yönü olan Sanayi Devrimine kadar değindiği bu roman genç, tutkulu ve bir o kadar da acılar denizinde yüzen Doktor Victor Frankenstein ve onun tanrısal yaratımını konu alıyor.
Guillermo del Toro uyarlaması 2025 yapımı Frankenstein, yönetmenin 30 yıldır hayata geçirmek istediği bir proje. Güçlü oyuncu kadrosu ve senaryosu ile izleyen herkesin romanın geçtiği döneme ışınlanmasını sağlayan Guillermo, gotik konseptine bolca estetik serpiştiriyor. Film incelemesi ve kitap karşılaştırmasına geçmeden önce romanla ilgili bilinmesi gereken gerçeklere göz atalım.
Frankenstein ya da Modern Prometheus romanını kaleme almadan önce düşük geçiren Mery Shelly bir gece rüyasında kaybettiği kızının silüeti ile tanışıyor. Çocuğunu kaybetmenin acısıyla psikolojik olarak derinden etkilenen yazarımız rüyasında kızını yaşatmak için yollar ararken bunu bir romana dönüştürmeye karar veriyor çünkü daha öncesinde dostları, (Lord Byron gibi) ile girdiği ‘’Gotik bir korku hikayesi yazma’’ iddiası da var. Bunların ötesinde öncesinde alışık olmadığı teknoloji ve elektrik fikrine çok gotik bir yaklaşımda bulunan Shelly insan doğasının sınırlarını zorlayarak ona tanrısal bir atıfta bulunuyor. 18. Yüzyıl ‘’Akıl Çağı’’ olarak kayıtlara geçse de dönemin yazarları insanı aslında çok kusurlu ve doğa ile ölüm gibi kendisinden çok daha güçlü güçlere tamamen teslim olmuş bir varlık olarak göstermişlerdir.
Shelly’nin kaleme aldığı şekli ile annesine çok bağlı olan Victor Frankenstein’ın bir gün annesini kaybetmesi üzerine babası ve küçük kardeşi William ile tek kalıyor. Tabi bir de Elizabeth var ama ona da sonra değineceğiz. Romanda Alphonse Frankenstein (başrolümüzün babası) her ne kadar ailesine ilgili ve sevgili bir baba gibi tasrif edilmiş olsa da filmde kendisine soğukkanlı, acımasız ve taş kalpli katı bir baba figürü yerleştirilmiş. Sanırım Guillermo del Toro Victor için tamamen ‘’daddy issues’’ olan bir çocuk çizmek istemiş. Sorunlu çocukların problemleri her zaman aileden sevgi görmemekten gelir tadında bir yorum yapılmış. Filmde annesinin ölümünü sindiremeyen Victor hem babasına olan nefretine hem de zekasının kibrine yenik düşerek sıfırdan bir yaşam formu yaratma yolları aramaya başlar. Romanda da çok farklı olmamak ile birlikte küçüklüğünden beri biyoloji ile beraber gelen ‘’yaşamın sırlarını’’ çözmek isterken kendini annesinin sevgisinden yoksun kalmış çocuk adı altında kendi kadavrasına hayat verirken bulur. Aynı zamanda romanda Elizabeth karakterine hayat veren Mia Goth filmin en başında Victor Frankenstein’ın annesi rolünü de üstleniyor. Böylece yönetmenimiz bize Victor’un hayatındaki anne ve kadın figürlerinin sevgi noktasında birbiri ile nasıl bağdaştığını hem karakterler ile hem de giydikleri kıyafetlerin renkleri ile gözler önüne seriyor. Filmde her karakterin bir rengi olduğunu belirten Guillermo del Toro Elizabeth için yeşil anne rolü için kırmızıyı seçiyor. Filmin ilerleyen noktalarında Elizabeth karakterinin yeşil üzerine kırmızı eldiven ve şemsiye kullanmasını yine anneye ithafta bulunmak için kullanıldığını belirtiliyor.
Öte yandan romanda Shelly, Victor Frankenstein için ne kadar acımasız bir portre çiziyorsa yeni doğmuş ‘’yaratık’’ için de bir o kadar ilkel bir portre çiziyor. Dikkat bu kısımlar spoiler içerir! Yaratıcısı tarafından terkedilen yaratığımız, yalnızlık yüzünden daha alfabeyi öğrenemeden adeta nefreti ve intikamı öğreniyor. Canavar yaratıcısından onun gibi bir canlı yaratmasını ister fakat Victor Frankenstein bunun korkunç bir fikir olduğunu belirterek kendi elleriyle yarattığı yaşam formunu bir kez daha yalnızlığa mahkûm eder. Bu duruma daha da içerlenen canavarımız çareyi Victor’un kardeşi William’ı öldürerek intikam almakta bulur. Bütün bunlara rağmen acısı ve yalnızlığı bitmeyen yeni doğanımız kendine hâkim olamaz ve daha sonrasında Victor ve Elizabeth’in düğün gününde Elizabeth’in hayatına son verir. Bütün bunların aksine filmde olaylar biraz daha aksi yönde ilerliyor. İlk olarak Elizabeth Victor’un değil kardeşi William’ın nişanlısı olarak ortaya çıkıyor. Bu silsile ile de filmde Victor karakterine biraz ‘’baldız baldan tatlıdır’’ imajı çizilmiş oluyor ve Elizabeth’e çekilen bir karakter izliyoruz.
Filmin ilk başlarında Elizabeth’in kendisine olan merhametinden dolayı ona yoğun duygular beslemeye başlayan canavar Elizabeth’e hiçbir şekilde zarar vermek istemez. Keza filmde Elizabeth’in ölümü Victor tarafından olur ama William sahneye gelince suçu hemen canavarın üzerine atar ve ona saldırdı diye yalan söyler. Böylece herkes bir kez daha yaratığı suçlu bulur. Bütün bunlarla beraber filmde Victor için bencil, acımasız ve umursamaz bir insan portresi oluşturulur. Aslında kitaba baktığımızda Guillermo del Toro Victor’u bu şekilde resmetmekte haksız sayılmaz çünkü kitapta kardeşinin ölümüne bile kayıtsız kalan ve sırf oklar ona çevrilmesin diye her şeyi inkâr eden bir karakter. Bu şekilde anlıyoruz ki Guillermo hem yaratığı hem de Jacob Elordiyi çok seviyor bu yüzden yaratık için çok daha masum bir profil oluşturuyor. Tertemiz ve saf kalpli olan bu yenidoğan aslında tehlike arz etmiyor ve hiç kimseye zarar vermek doğasında bile yok denilmek istenmiş gibi. Ve en sonunda bütün bunlara rağmen canavarımız yine bir başına kalıyor çünkü bu sefer Victor da öldü ve artık intikam alabileceği kimse kalmadı.
Genel hatları ile bakıldığında bence bir Netflix yapımına göre güzel bir uyarlama olmuş. Her ne kadar plot değiştirme olaylarını sevmesem de diğer bütün uyarlamalar arasında en başarılı olduğunu düşündüğüm yapımdır. Filmi merakla bekledikten sonra gerçekten izleyiciye istediğini veren bir yapımdır zannımca.

2 yorum
Hem hikayenin arka planına hem de yazarın nasıl duygular içerisinde bu eseri ortaya çıkardığına değinilen, detaylı ve kapsamlı bir yazı olmuş. Netflix yapımı olduğu için önyargılı durduğum bir film için ilgi çekici bir yazı hazırlamış editör hanım. Ellerine sağlık diyorum ve yeni yazılarını merakla bekliyorum.
Merhabalar, beğenmenize çok sevindim. Çok teşekkür ediyorum güzel yorumlarınız için. Sevgiler.