Hepimiz E.T’yi çok seviyoruz değil mi? Hadi onun bugün evimizin arka bahçesine geldiğini düşünelim. Filmdeki çocukların onun varlığını saklamak için harcadığı çabaları bugüne uyarlayalım, kahramanımızı nasıl kurtarırdık?
Evde, muhtemelen telefonunuzdan ya da tabletinizden sosyal medyada gezdiğiniz bir anda büyük bir gürültü duyuyorsunuz ve arka bahçenizde küçük, tatlı, koca gözlü bir varlık var. İlk şoku atlattıktan sonra kendisiyle iletişim kurmaya başladığınız o ana gelelim. Bugünün dünyasında sosyal medya gösteri kültürü öyle baskın ki, E.T gibi bir misafir bile bu sahnenin parçası oluyor.
Görüntülü Arama
İlk başta en yakın arkadaşınızı görüntülü arıyorsunuz. ‘Buna inanamazsın evimi uzaylı bastı!’. Arkadaşınızı inandırma kısmı bitince yanınıza geliyor ve üçünüz neler yapılabilir konuşmasına dalıyorsunuz.
Çokça Fotoğraf
E.T otururken onu telefonunuzun kamerasından izleyeceğinize eminim. Her hareketini, her anını kayda alıyorsunuz… Ne yaptığınızı anlamayan canlı da sizi izliyor ama gözleriyle. Sonra bir soru: Ne yapıyorsun? Ona sosyal medyayı, anı yaşamanın artık bu aygıttan olduğunu nasıl açıklayacaksınız? ‘Bak burası bir platform buraya görüntüler yüklüyoruz ve çevremiz de görüyor.’ Aslında güzel bir açıklama ama doğal olarak şöyle bir karşılık alırsınız: ‘Neden?’ Uzaylı bu soruyu sorarken yüzünde korku değil merak vardır. Biz ise cevap verirken bile kamerayı kapatmayı düşünmeyiz.
Böyle bir senaryoda bile korkmak, yetkililere haber vermek yerine bir uzaylının her hareketini ileride hikaye atabilmek için videoya aldığınızın farkında mısınız?

Canlı Yayın
Arkadaşınızla beraber korkmuş uzaylıyı yeterince “inceledikten” sonra (incelemek = bolca fotoğraf çekmek) ona yardım etmeye karar veriyorsunuz. Tabii ki bir canlı yayınla… Hemen bir tiktok hesabında canlı yayın açıyorsunuz ve şöyle bir başlığınız var: Gerçek bir uzaylı görmeye hazır mısınız?
Yetkililere haber vermeden önce bu işin ekmeğini yemek tabii ki size düşer. Alacağınız beğeni sayısını, takipçi artışını bir düşünsenize. Yayın başlıyor. İşte açılış konuşması:
Merhaba millet! Bugün başıma gelene inanamazsınız. Evimde sakince otururken arka bahçemize bir uzaylı indi! Evet doğru duydunuz. Uzaylıyı birazdan göstereceğim ama önce 500.000 kişi olun, bir de beğeni hedefimiz var, yoksa çıkamaz. Uzaylı görmek bedava olacak iş değil. Ardından buradaki giderleri için bağış kampanyası başlayacak.

Filtre
Yayına devam edecekken küçük uzaylıya bir bakıyorsunuz da bu hali pek çekici, tatlı gibi değil. Bir filtre bu işi çözebilir. E.T ne olduğunu çok anlamasa da yayına katılıyor ama ekrana baktığında gördüğü kişi kendisi değil! ‘Bu ben değilim ki…’ Hayır hayır sensin, sadece kusurların artık görünmüyor.’
İlgi
Altına yazılan yorumlar, ilgi alaka her şey harika ama bu ilgi ne kadar canlı kalabilir ki? Tamam işte herkes onu gördü, güldü. Yayın bitince E.T’nin sorduğu her şey havada kalıyor çünkü artık modası geçti.
Bunu da yaşadık. Uzaylı evimize indi, paylaşımlarımızı yaptık ve bitti. Artık çok da ilgimizi çekmiyor. Belki de sorun E.T’de değil, dikkat süremizin bir TikTok videosu kadar olması.

Başka bir açı
Bir de E.T’nin gözünden düşünelim. Hiç bilmediğiniz bir yerde olduğunuzu…Size hiçbir şey sorulmadan, ne hissettiğiniz bile merak edilmeden bir gösteriye dönüştürüldüğünüzü… Bir anda kameralar, canlı yayınlar, filtreler arasında sıkıştığınızı…Ve işte tam burada mesele değişiyor.
Belki de mesele uzaylıların gelmesi değil. Bizim artık her şeyi bir gösteriye çevirmemiz. E.T burada olsaydı, büyük ihtimalle kaçırılmaktan değil, yanlış filtre kullanmaktan korkardı.
Beste Dalkılıç

1 Yorum
Çok farklı bir konu olmuş Çocukluğumuza döndük