Senenin bitmesiyle birlikte hepimizde 2025’in tatlı ama ağır yorgunluğu var. Böyle zamanlarda kendimizi bir başka romanın içine sürüklemek bazen zor olabiliyor hatta deyim yerindeyse hikayenin içine girmek tam bir kaos haline geliyor!
Kısa öyküler ise hem kendi hayatımızdan kaçmamızı hem de öykünün içinde kaybolmamızı sağlayan bir kaç saatlik küçük molalar yaratıyor.
İşte size 2025 biterken 4 kısa hikâye önerileri!
1. Ölümün Dostu
Kısa öykülerden bazen o beklediğimiz derinliği almadığınızı düşünebilirsiniz ama Ölümün Dostu tam da bu önyargıyı kıran metinlerden biri. İspanyol yazar Pedro Antonio de Alarcón’un, “herkesin ölümü kendine göredir” fikrini merkezine alan bu kısa öykü kitabı, aynı zamanda Uzun Boylu Kadın adlı öyküyü de içeriyor.

Eser, yoksul ama istediğinin peşini bırakmayan baş kahramanımız Gil Gil’in ölümle kurduğu sessiz, tuhaf ve hüzünlü yolculuğa odaklanıyor. Burada ölümün nasıl sakin bir yol arkadaşı olduğunu göreceksiniz. Masal gibi başlayan bir öykü insanı kaderini sorgulamaya iterken aşkın ve arzunun gücünü bir kere daha gözler önüne seriyor.
Kitabı elinizden bıraktığınızda “neden?” dediğiniz pek çok soru olabilir; ancak hissedeceğiniz dinginlik, bu sorularla baş ederken sizi huzurlu bir yerde tutuyor.
Şaşırmayı sevenlerin ilk tercihlerinden biri olabilecek bu eseri kaçırmayın derim.
2. Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago severler burada mı? Rafları kaplayan sarı romanların arasında belki bu ince hikaye gözünüzden kaçmış olabilir. Toplanın, sizi iç huzurunuza doğru küçük ama anlamlı bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir kentinde, bilinmeyen bir kraldan bir gemi isteyen bilinmeyen bir adamın; bilmediği bir adayı bulmak için yola çıkışına tanık oluyoruz. Saramago, “önemli olan yolun nereye vardığı değil, neden gidildiğidir” fikrini sıradan bir adamın gözünden anlatırken, mutluluğun aslında ne kadar basit olduğunu ve isteklerimizin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu da hatırlatıyor.
Yıl biterken “Ben ne istiyorum?” diye soranların ya da belki de “Mutlu muyum?” diye düşünenlerin başucu kitabı olabilecek bu eseri kaçırmayın derim.
3. Ütopya

Bu kelimenin nereden geldiğini hiç düşünmüş müydünüz? Hem yazıp hem de anlamını sorgulatan Thomas More, okurlarına kusursuz bir yaşam ve devlet modeli çiziyor.
Bir geminin açık denizlerde kaybolmasıyla başlayan eser, tayfanın kendisini bilinmeyen bir adada bulmasıyla devam ediyor.
Kuralları, yaşam biçimleri ve düzenleri öyle muntazam ki okudukça ‘Evet, gerçek bir ütopya varsa burası olmalı’ diyorsunuz.
Kusursuz bir hayat nasıl olurdu diye merak eden herkesin okuması gereken düşündürücü ve zamansız bir hikaye.
Not: Ütopya kelimesi, Yunanca “iyi yer” ve “olmayan yer” anlamlarına gelen iki sözcüğün birleşmesinden türemiştir.
Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü

İstediğinizi elde etmek için ne kadar ileri gidebilirsiniz? Ya da şöyle sormak daha mantıklı: nelerden vazgeçebilirsiniz?
Peter Schlemihl gölgesinden vazgeçiyor.
Bu tatlı kısa hikâyede, sıradan bir adamın istediği hayatı elde etmek için gölgesinden vazgeçmesini ve sonrasında yaşananları görüyoruz.
Bize basit görünen şeylerin, zamanla hayatımızı nasıl etkilediğini anlamanın en güzel yollarından biri bu öyküye göz atmak derim.Gölge metaforuyla bizi düşünmeye iten Alman yazar Adelbert von Chamisso, Peter’la birlikte vazgeçmenin ne demek olduğunu bir kez daha sorgulatıyor.
Yıl bitirken “zaten yoğun bir seneydi, edebiyatı da abartmayalım” diyen herkesin severek okuyacağı 4 kitabı sizin için derledim. Umarım keyifle okursunuz.
2026 başlarken yeni yıla nelerle başlamamız gerektiğine de yine beraber bakalım.
Beste Dalkılıç
